menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran savaşı: Nereye kadar? Hedef ne?

30 0
15.03.2026

İran ile ABD–İsrail ekseni arasında süren çatışmanın ikinci aşaması yalnızca askeri bir gerilim değil; aynı zamanda bölgesel ve küresel güç dengelerini yeniden şekillendirebilecek bir kırılma anına işaret ediyor. Tartışmalar çoğunlukla savaşın kimin kazandığı ya da kimin geri adım attığı etrafında dönüyor. Yalnızca askeri gelişmelerde değil, savaşın hedeflerine ilişkin artan belirsizlikler de tartışılıyor. Farklı analizler birbirinden oldukça farklı sonuçlara işaret ediyor.

Bir kesime göre ABD ve İsrail İran’da bir çıkış yolu arıyor ancak istedikleri sonucu elde edemiyor. Bu yorumlara göre savaşın uzaması, ABD’de Donald Trump yönetimine yönelik siyasi güveni de zedeliyor.

Başka bir değerlendirme, İran rejiminin tüm saldırılara rağmen ayakta kaldığını ve hatta bu süreçten daha da güçlenerek çıkabileceğini savunuyor. Buna karşılık üçüncü bir görüş, rejim ayakta kalmış görünse bile ciddi biçimde zayıfladığını ve Ortadoğu’nun artık daha zayıf bir İran gerçeğiyle yoluna devam edeceğini öne sürüyor.

Ancak tartışmaların çoğu daha derin bir gerçeği gözden kaçırıyor, askeri müdahaleleri güncel liderlerin politik tercihlerinin ürünü olarak sunuyor. Oysa ortada daha uzun soluklu bir jeopolitik süreç var.

2000’li yılların başından bu yana Ortadoğu’da yürütülen müdahalelere bakıldığında ortak bir stratejik çizgi görülüyor: İsrail merkezli güvenlik perspektifiyle şekillenen ve aynı zamanda küresel güç dengelerini yeniden düzenlemeyi hedefleyen bir dönüşüm süreci.

Bu nedenle İran’a yönelik müdahaleyi yalnızca Donald Trump ile Benjamin Netanyahu’nun kişisel siyasi tercihleriyle açıklamak eksik bir analiz olur. Bu liderler savaşın taktiklerini belirliyor olabilir; ancak İran’ın hedef haline gelmesi çok daha geniş stratejik hesapların parçasıdır.

Son gelişmeler İran’a yönelik askeri baskının birkaç aşamalı bir strateji çerçevesinde ilerlediğini gösteriyor.

İlk aşama 13 Haziran 2025’te başladı. Yaklaşık on iki gün süren bu çatışma dönemi yoğun istihbarat operasyonları ve sınırlı askeri saldırılarla yürütüldü. Bu süreçte taraflar adeta birbirlerinin kapasitesini test etti.

İkinci aşama ise 28 Şubat 2026’da başladı. Bu aşamada saldırıların kapsamı genişledi ve İran’ın yalnızca askeri kapasitesi değil, aynı zamanda siyasi, idari ve ekonomik altyapısı da hedef alınmaya başladı.

İran’ın verdiği yanıt ise önemli bir mesaj içeriyor: savaş yalnızca İran topraklarında kalmayabilir. Körfez ülkelerinden Türkiye’ye kadar ABD askeri varlığının bulunduğu bölgelere yönelik füze saldırıları, İran’ın savunma stratejisi olarak okunsa da,  olası bir müdahaleyi bölgesel bir çatışmaya dönüştürebileceğini de gösteriyor.

Bu tablo, savaşın henüz tamamlanmadığını, aksine yeni aşamalara doğru ilerleyebileceğini düşündürüyor. Eğer diplomatik bir uzlaşı sağlanamazsa üçüncü bir aşamanın ortaya çıkması şaşırtıcı olmayacaktır. Bu aşamada yalnızca havadan askeri müdahaleler değil, aynı zamanda İran içinde yada sınırında yeni şiddet dalgalarının tetiklenmesi de olasıdır. Bugün........

© İlke TV