Yaşamımıza yeniden giren sözcükler
Her dönemin bir dili var. O dönemle ilgili zaman zaman bazı kavramlar gelip karşımıza dikilir. Dikilir de nedir, neyin nesidir söylenir ve geçilir. Kimisi duyulmuş, kimisi duyulmamış ya da günlük iletişimimizde olmayan sözcükler. Bu haftanın en çok konuşulan sözcüğüydü “itibar.” Bir patron, ülke gündemini sarsan ve haklılıklarını “çıplak” olarak duyuran, aç bıraktığı, sefalet içinde bir yaşama ittiği madencilere “itibarını” sarstığı için dava açacakmış ya da açmış. Sorun orası değil. Sorun bir anda gündeme düşen bu sözcük. Sınıf ayağa kalkınca “itibar” durumları ortaya çıkıyor. Bir holding patronu ve onun şirketinde çalışan madencilerin “itibar” sorununda gizli olan hiçbir şey yok. Emek sömürüsü ve bu sömürüye karşı ellerinde baretleri ile “çıplak” bir direnişle haklarını almak isteyen Bağımsız Maden İş Sendikası üyeleri emekçiler var. Bir kavram daha içimizi ısıtarak ışıldıyor. “Sendika”. Uzun zamandır etkisiz bir isim, simge olarak kenarda duruyordu. Bağımsız Maden İş yeniden bu sözcüğü ülke gündemine yerleştirdi.
Proletaryanın tarihsel rolü, patronun/ burjuvazinin karşısına dikilip, bağımsız bir direniş ruhunun toplumsallaşabileceğini ve toplumsal ilişkileri değiştirebileceğini gösterdi. Burada iki sözcük daha karşımıza çıkıyor. “Umut” ve “haklı olmak”. Haklı olunca ve seçenekleri gerçeğe dönüştürünce “umut” bir hayalin çok çok ötesine geçiyor.
Yeniden “itibar” sözcüğüyle devam edelim öyleyse. TDK’ya göre Arapça kökenli bir sözcük. “Saygı gösterme, değerli, güvenilir olma durumu, saygınlık ve prestij” anlamına geliyor. Diğer bir anlamı ise; “borç ödemede güvenilir olma durumu”. Sözlüğün izah ettiği bu anlamdan gidersek, bir güvenilir ve saygın olma durumu var. Emekçiler işe girdiklerinde bir akit yapıyor ve işverene güveniyorlar. Sonra maaşları, kıdemleri, izin hak edişleri ödenmiyor. Burada saygınlık........
