Barış kıymetli ve güzeldir
Bir kez daha barış kapımızda. Hergün konuştuğumuz önemli kavramları tekrar tekrar yorumluyoruz. Aslında konuşulacak şeylerden çok, artık adımların atılması gerekiyor. Bu anlamda son hali verilen “çerçeve yasa” artık mecliste. Murad edilen şey elbette silahların susması. Silahların susmasıyla birlikte barışın kalıcılığı ve demokratik toplumun önünün açılması. Öyle bir dönemeçteyiz ki arabayı devirmeden geçirmenin yolunu bulmak zorundayız. Toplumsal mutabakat için omuz vermeli, eller taşın altına sokulmalıdır. Ancak bunu yaparken de “yetmez ama evet” hatalarına düşülmemelidir diye de bir not düşüyorum.
Barış ve toplumsal mutabakat dönemleri sancılıdır. Elbette herkes kendi penceresinden değerlendirecek ve bir tavır koyacaktır. Unutulmamalıdır ki dünya ilelebet savaşmıyor. Mutlaka bazı görüşmeler ve anlaşmalarla sağlanıyor sancılı olsa da, hayâl kırıklıkları yaşansa da.
Toplumun her kesimi fikrini söylemeli. Sosyologlar, ekonomistler, siyasetçiler, sanatçılar. Bunun için konuşuyoruz? Hem ülkemizin, hem Ortadoğu, hem de dünya için konuşuyoruz. Yıllarca barış istemenin suç sayıldığı yıllar geçirdik. Barış Dernekleri kapatıldı. Son zamanlarda insanlar çocuklarına Barış ismi koymaya bile korkar oldular. Akan kan dursun diye meclise mektup gönderen aydın ve sanatçılar hakkında davalar açıldı, savaşa hayır diyen akademisyenler işlerinden uzaklaştırıldı ve çoğu işine dönemedi. Akil insanlar yargılandı, tutuklandı. Tüm bunlara rağmen atılan her adım önemlidir. Dünyanın yandığı böyle bir zamanda, hiç yakın olmadığımız kadar yakınız barışa. Bizler hem halk, hem de sanatçılar olarak yakınımıza kadar gelen bu ısrarlı çabaları sahipleneceğiz ki bundan böyle özlem duyduğumuz özgürlük ve demokrasi için bir adım atmış olalım. En çok bunun için barışı istiyoruz.
Daha önce yazmıştım. Osman Balcıgil’in İdamın Günlüğü kitabında, Kadir Tandoğan ve Ahmet Saner’in idamları öncesini anlatır Avukat Ali Rıza Dizdar. Kadir........
