menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

HUKUKÇU AKADEMİSYEN VASIFLARI ÜZERİNE

8 0
18.01.2026

Hukuk, rastgele temasla değer kazanan bir alan değildir. O, çoğu zaman derinlerde saklı, çıkarılması bilgi, sabır ve kolektif emek gerektiren kıymetli bir cevher gibidir. Elmas ya da pırlanta nasıl ki ham hâliyle değil; ancak ehil ellerde işlendiğinde gerçek değerine kavuşuyorsa, hukuk da ancak ehliyet ve liyakat sahibi akademisyenlerin bilimsel emeğiyle adalet fikrine dönüşebilir. Bu nedenle akademik hukukçuluk, yalnızca bir meslek icrası değil; ağır bir sorumluluk ve nitelik meselesidir.

Akademik hukukçu, hukukun normatif yapısını yalnızca bilen veya aktaran kişi değildir. O, bu yapıyı bilimsel yöntemlerle inceleyen, eleştiren, gerekçelendiren ve geliştiren kişidir. Akademik hukukçuluğun amacı; bürokratik güç üretmek, idari mevki edinmek ya da akademik sıfatı kişisel nüfuz alanına dönüştürmek değildir. Zira bürokratik ve idari konumlar, üniversite hayatında yalnızca hukukçulara özgü olmayıp diğer tüm akademik alan mensupları için de mümkündür. Bu tür konumlar, hukukçu akademisyeni ayırt eden veya onu mümeyyiz kılan bir vasıf teşkil etmez.

Hukukçu akademisyeni ayırt eden temel ölçüt; akademik ehliyet ve liyakattir. Bu ehliyet; normları ezbere bilme yeteneği değil, normlar arasındaki ilişkiyi kurabilme, iç tutarlılığı gözetme, çelişkileri ortaya koyma ve hukuki sorunlara analitik çözüm üretebilme kapasitesidir. Liyakat ise; bilginin derinliği, yöntemin sağlamlığı ve etik duruşun sürekliliğiyle ölçülür.

Bu çerçevede akademik ehliyet, yalnızca bireysel bir mesleki yeterlilik değil; aynı zamanda anayasal düzenin sağlıklı işlemesi bakımından kamusal bir değerdir. Zira hukuk devleti, Anayasa’da soyut bir ilke olarak yer almakla birlikte, bu ilkenin somutlaşması ve sürdürülebilirliği, hukukun bilimsel yorumunu ve eleştirel denetimini üstlenen hukukçu akademisyenlerin niteliğine doğrudan........

© Hukuki Haber