menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yargıtay Kararı Çerçevesinde Örgüt Üyeliği Tartışması

68 0
05.03.2026

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 01.10.2025 tarihli, 2025/3-158 E. ve 2025/374 K. sayılı kararı; cezanın belirlenmesi ve takdiri indirim oranı ile ilgili olduğu halde, terör örgütüne üye olma suçu açısından koyulmuş kriterlerin tartışılmasına dönüştürülmüştür.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2025/3-158 Esas ve 2025/374 Karar sayılı kararına konu olayda; sanık üniversite öğrencisi iken, 2009 yılında FETÖ yapılanmasına ait bir kısım öğrenci evlerinden sorumlu olarak görevlendirilmiş, bu evlerde kalan öğrencilerin sohbet toplantılarına katılması, ders takviyesi, öğrenim görecekleri alanların ve meslek seçimlerinin belirlenmesi görevlerini yerine getirmiş, bu suretle çeşitli öğretim programlarına yerleştirilen öğrencilerle zaman zaman bir araya gelerek ilişkilerini devam ettirmiştir. Ayrıca örgütün gizli haberleşme uygulaması olan “ByLock” programını kullandığı ve kod adı aldığı da tespit edilmiştir.

Ağır Ceza Mahkemesi; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m.5/1 ve TCK m.62 gereğince sanığın sonuç olarak 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetmiştir.

Bu mahkumiyet hükmü kurulurken; temel ceza alt sınırdan uzaklaşılarak 6 yıl hapis cezası olarak belirlenmiş, ayrıca takdiri indirim 1/9 oranında uygulanmıştır.

İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında; “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün dışarıdan bir ahlak ve eğitim hareketi olarak algılandığı, gayrı meşru amaçlarını gizlediği dönemde örgüt içerisine legal bir yapı olduğu izlenimi ile giren sanığın, yaş, eğitim düzeyi, edindiği bilgi itibariyle hayat tecrübesinin arttığı dönemde dosya kapsamına göre kendisine Halil kod adı verilmesi ve örgüt içi gizliliği sağlamak amacıyla örgüt içi gizli haberleşmede kullanılan ByLock programını kullanmaya başlanılması ile örgütün gerçek yüzünü gördükten sonra ayrıldığını/ayrılmaya çalıştığını gösteren eyleminin bulunmadığı aksine örgüt yapılanması içerisinde yer ve görev almaya devam ettiğinin, (…) anlaşılması karşısında, (…) sanığın cezası alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmiştir.” açıklamasına yer verilmiştir. Bu kararı sanık müdafii istinaf etmiştir.

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Bu kararı sanık müdafii temyiz etmiştir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi; yaptığı temyiz incelemesi sonucunda, “işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun makul bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi” hususunu hukuka aykırı bularak, bu mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar vermiş,

Sanık lehine verilen bozma kararı sonrasında; İlk Derece Mahkemesi bozmaya uymakla birlikte, bu kez temel cezayı 6 yıl 6 ay hapis cezası olarak belirlemiş, takdiri indirimi de 1/9 oranında uygulayarak, 8 yıl 8 ay hapis cezasına hükmetmiştir.

Bu mahkumiyet hükmünü inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesi; temel cezanın 6 yıl 6 ay olarak belirlenmesi suretiyle bozma kararını işlevsiz hale getirecek şekilde fazla ceza tayin edilmesini ve geçmişte suç kaydı ve sabıkası olmayan, yargılama boyunca duruşmanın düzenini bozduğuna veya başkaca bir olumsuz tutum veya davranışının bulunduğuna ilişkin tutanaklara yansıyan bir durum bulunmayan sanık hakkında hükmolunan cezadan TCK m.62 uyarınca üst hadden indirim yapılması gerekirken, dosya içeriği ile uyumlu olmayan biçimde yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle takdir hakkı kullanılırken 1/9 oranında indirim yapılması suretiyle yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesini hukuka aykırı bulmuş, tekrar bozma kararı vermiştir.

İlk Derece Mahkemesi bu kez direnme kararı vermiş ve önceki hükmü tekrarlamıştır.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi direnme kararının aynı gerekçelerle bozulmasına karar vermişse de, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından,........

© Hukuki Haber