Soruşturma Dosyasına Erişimin Kısıtlanmasında Somut Gerekçe Zorunluluğu ve Kısıtlılığın Geniş Uygulanması Sorunu
“Gizlilik” veya “kısıtlılık” kararları olarak dilimize yerleşen, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması veya soruşturma dosyasını inceleme yetkisinin kısıtlanması kararları, ceza yargılamasına ilişkin sorunlu alanlardan birisini oluşturmaktadır. Bu konuda İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından verilen çok sayıda hak ihlali kararı bulunmasına rağmen, uygulamada belirgin bir değişim yaşanmadığı ve somut gerekçe gösterilmeden, Kanunda yer alan ifadelerin tekrarlanması suretiyle kolaylıkla kısıtlılık kararları verildiği görülmektedir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi” başlıklı 153. maddesinin 1. fıkrasında, müdafinin soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebileceği ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabileceği ifade edilmektedir. Bu maddenin 2. fıkrası ise, belirli suçlar yönünden bu kurala bir istisna getirmektedir; “Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir”.
Şüphelinin veya müdafinin soruşturma dosyasına erişiminin kısıtlanması, “silahların eşitliği” ilkesini ciddi biçimde zedelemektedir. Kısıtlılık kararı, tutukluluğa sevk veya tutukluluğa itiraz aşamalarında şüphelinin savunma hakkını etkili bir şekilde kullanamamasına neden olmakta ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden hak ihlallerine yol açmaktadır.
İHAM ve AYM Tarafından Ortaya Koyulan Genel İlkeler
İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (İHAS) m.5/4 ile Anayasa m.19/8 birlikte okunduğunda, yakalanan veya tutuklanan kişinin, tutulma işleminin hukuka uygunluğu hakkında kısa sürede karar verilmesi ve şayet tutulma hukuka aykırı ise derhal serbest bırakılmasını sağlamak için yetkili bir yargı merciine başvuru hakkının güvence altına alındığı görülmektedir. Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişi açısından usule ilişkin temel bir güvence oluşturan bu düzenlemeler, İHAM ve AYM tarafından adil/dürüst yargılanma hakkının (Anayasa m.36, İHAS m.6) gerekleri ışığında yorumlanmaktadır. Kuşkusuz, hürriyeti kısıtlanan kişiye adil/dürüst yargılanma hakkının kapsamındaki bütün güvencelerin sağlanması mümkün değildir. Bununla birlikte kişinin, tutuklamaya ilişkin kararlara etkili bir şekilde itiraz etmesini sağlayacak yargısal güvencelerden yoksun bırakılmaması gerekmektedir (Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri [2. B.], B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 250).
Tutuklu yargılamalarda, kişinin suç işlediğine dair kuvvetli şüphenin devam ettiği kabul edilmektedir. Dolayısıyla kişinin, hakkındaki kararlara karşı gerçek bir itiraz şansına sahip olabilmesi için, kendisine yöneltilen suçlamalar ve bunlara dayanak olarak gösterilen olgu ve deliller hakkında yeterli bilgi sahibi olması, dosyadaki bilgi ve belgelere erişim imkanı bulunması gerekmektedir.
İHAM ve AYM kararlarında, soruşturma dosyasına erişim imkanının sınırsız olmadığı; kamu yararının gerektirdiği hallerde, üçüncü kişilerin haklarını korumak, şüphelilerin delilleri değiştirmelerini engellemek, bazı soruşturma yöntemlerini gizli tutmak, Devletin gizli kalması gereken belgelerinin ya da gizli örgüt yazışmaları gibi bilgilerin öğrenilmesini engellemek gibi meşru amaçlarla soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanabileceği kabul edilmektedir (Hüda Kaya [GK], B. No: 2023/102251, 25/2/2025, § 95). Ancak bu durumda; soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasının zorunlu olduğunun yeterli gerekçeyle ortaya koyulması, ayrıca kısıtlılık kararının savunma açısından yarattığı güçlüklerin telafi edilmesi, bilhassa “silahların eşitliği” ilkesine riayet edilmesi gerekmektedir. Bu açıdan, kişinin tutuklanmasına neden olan veya tutukluluğunun hukukiliğinin tartışılması bakımından önemli olan temel delillere erişiminin sağlanması gerekmektedir (Ovsjannikov/Estonya, B. No: 1346/12, 20/02/2014, § 73).
İHAM ve AYM İçtihadının Zaman İçinde Geçirdiği Değişim
Genel ilkeler bu şekilde olmakla birlikte; İHAM’ın ve onu takip eden AYM’nin kararlarında, yakın döneme kadar, kısıtlılık kararının gerekliliği konusunda sıkı bir denetim yapılmadığı görülmekte idi. İHAM, özellikle Ceviz/Türkiye kararında ortaya koyduğu ölçüte göre, tutuklamanın dayandığı temel delillerin kişiye savcı veya sorgu hakimi tarafından açıklanması ve müdafinin tutukluluğa itiraz ederken bu delillere atıfta bulunması halinde, dosya hakkında gizlilik kararı verilmesinin tek başına ihlal nedeni olarak görülmeyeceğini belirtmiştir; zira böyle bir durumda şüphelinin, tutukluluğunun dayandığı belgelerin içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip olduğu kabul edilmektedir (B. No: 8140/08, 17/7/2012, § 43).
Aynı ölçütü benimseyen AYM de İHAM içtihadına atıfla birçok vakada; ifadesi veya savunması alınırken başvurucuya erişimi kısıtlanan belgelerin içeriğine ilişkin sorular sorulmuş ve başvurucunun itirazlarında bu belgelere atıfta bulunmuş olması halinde, tutukluluğa esas teşkil eden belgelerin içeriği........
