Gümrük Kaçakçılığında Hazırlık ve İcra Hareketleri Ayırımı, Suça Teşebbüs, Suçun Tamamlanması ve Hata
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda düzenlenen gümrük kaçakçılığı suçlarında; suçun hangi aşamada icra edilmeye başlandığı, hangi hallerde teşebbüsün sözkonusu olduğu ve suçun ne zaman tamamlandığının tespiti failin ceza sorumluluğunun tespiti yönünden önemlidir. Özellikle gümrük sahasında yapılan kontroller sırasında failin henüz beyan yükümlülüğünün doğup doğmadığı, gümrük idaresine herhangi bir beyanda bulunup bulunmadığı ve eşyanın gümrük denetiminden çıkıp çıkmadığı hususları Yargıtay kararlarında belirleyici kriterler olarak kabul edilmektedir.
I. İcra Hareketlerinin Başlangıcı
Gümrük kaçakçılığı suçunda hazırlık hareketleri ile icra hareketleri arasındaki sınır; esas itibariyle, kişinin gümrük mevzuatından kaynaklanan beyan yükümlülüğünün başlayıp başlamadığına göre belirlenmektedir.
Gümrük beyannamesinin henüz verilmediği veya gümrük idaresine herhangi bir resmi beyanda bulunulmadığı aşamada gerçekleştirilen fiiller, hazırlık hareketi niteliğindedir. Bu aşamada suçun icrasına başlanıldığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir. Bu durumda, failin henüz beyan vermeye davet edilmeden önce aranması veya eşyasının ele geçirilmesi halinde de icra hareketlerinin başlamadığı kabul edilmektedir.
Failin henüz gümrük kontrol noktasına ulaşmadan yakalanması veya gümrük sahasında bulunmasına rağmen kendisine beyan hakkının fiilen tanınmaması durumlarında, fiil hazırlık hareketi sınırları içerisinde değerlendirilecektir. Yargıtay; icra hareketlerinin başlangıcını yalnızca eşyanın gümrük sahasında bulunmasına değil, failin hukuken beyan yükümlülüğü altına girmiş olmasına bağlamaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.04.2018 tarihli, 2017/735 E. ve 2018/13 K. sayılı kararına göre;
“5607 sayılı Kanundaki kaçakçılık suçlarının ‘kalkışma suçları’ olarak düzenlenmesine ilişkin hüküm de gözönünde bulundurulduğunda, eşyayı gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokma iradesi ortaya çıkmadan (rejim-gümrük beyannamesinde bulunmadan) kişileri cezalandırmak, saik ve niyeti (hazırlık hareketlerini) cezalandırmayan çağdaş ceza hukuku ile bağdaşmayacaktır. Kişinin beyan yükümlülüğü başlamadan önce hareketinin teşebbüs aşamasına geçtiğini söylemek bu nedenle mümkün değildir. Başka bir anlatımla, beyan yükümlülüğünün başlamasından önceki aşamada gerçekleşen hareketler hazırlık hareketi niteliğindedir. Suçun teşebbüs aşamasında kalması hali ise, eşyayı ülkeye sokma iradesinin açığa çıktığı andan itibaren, kişinin kaçakçılığa konu eşyayı elinde olmayan sebeplerle ülkeye sokamaması durumunda ortaya çıkacaktır.
Sonuç olarak; eşyanın gümrüğe sunulmasından sonra gerekli gümrük işlemlerine tabi tutulmadan veya gümrüğe hiç sunulmaksızın gümrük kapısından yurda sokulması halinde 5607 sayılı Kanunun üçüncü maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde düzenlenen ‘eşyayı gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokma’ suçu oluşacaktır. Eşyayı ülkeye sokma iradesinin ortaya çıkmadığı yani kişinin beyan yükümlülüğünün henüz başlamadığı aşamada gerçekleşen hareketler ise hazırlık hareketleri niteliğinde olduklarından cezalandırılamayacaklardır.
…sanık ...’in Türkiye’ye giriş yapmak için gümrük sahasında beklediği sırada, gümrük memurlarınca beyana davet edilmeden ve beyanda bulunma hakkı tanınmadan aracında yapılan arama sonucunda suça konu külçe altınların ele geçirilmesi ve sanık ...’in altınlar ile ilgili beyanda bulunacağını savunması karşısında, bu haliyle fiilin, henüz icra hareketlerine başlanılmaması nedeniyle teşebbüs aşamasına ulaşmamış hazırlık hareketi niteliğinde olduğu, bu aşamaya kadarki fiillerin bir başka suçu da oluşturmadığı, sanıkların ülkeye işlenmemiş altın ithal edebilme şartlarına sahip olmamalarının, hazırlık hareketi niteliğindeki fiilinin cezalandırılamayacağı gerçeğini değiştirmeyeceği anlaşıldığından, sanıklara atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığının kabulü gerekmektedir”.
İcra hareketlerine başlanmış olmakla birlikte; suçun, failin iradesi dışında kalan nedenlerle tamamlanamaması halinde, teşebbüs hükümleri uygulanmaktadır. Bununla birlikte; 5607 sayılı Kanun m.3/22 uyarınca, kaçakçılık suçlarında teşebbüs, tamamlanmış suç gibi cezalandırıldığından, teşebbüs halinin varlığı, ceza miktarı yönünden önem arz etmemektedir.
Bununla birlikte; örneğin TCK m.188’de düzenlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçunda, 5607 sayılı Kanun m.3/22’ye benzer bir düzenleme olmadığı için, teşebbüs halinde TCK m.35 uyarınca cezada indirim yapılması teorik olarak ve kanaatimizce mümkündür. Ancak Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin içtihadı, bu suçun neticesi harekete bitişik suçlardan olduğu ve teşebbüse elverişli olmadığı yönünde ise de; Dairenin kararlarının oybirliğiyle alınmadığı ve bir üyenin isabetli karşı oy gerekçeleri itibariyle, bu görüşün........
