ACİL ÇAĞRI HATTINA YAPILAN İHBARLA İLGİLİ İŞLEM YAPILMAMASI NEDENİYLE İDARENİN SORUMLULUĞU
Toplum hayatındaki ve teknolojideki değişmeler, yeni kamu hizmetlerine ihtiyaç oluşturduğu gibi mevcut kamu hizmetlerini de dönüştürebilmektedir. Ülkemizde kolluk, sağlık ve itfaiye gibi derhal müdahale gerektiren kamu hizmetlerine hızlı ve kolay erişim geçmişte farklı acil hat numaralarından sağlanırken günümüzde tek numara sistemine geçilmiştir. Polis tarafından kullanılan 155, Jandarma tarafından kullanılan 156, İtfaiye tarafından kullanılan 110 gibi acil çağrı numaraları ile ilgili diğer kurumların (110, 122, 177, 178) acil çağrı numaraları Avrupa’da da kullanılan 112 Acil Servis çağrı numarasında birleştirilmiş olup acil çağrıyla ilgili kurumların koordinasyonunu sağlamak amacıyla tek merkezden yönetim amacıyla 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlükleri kurulmuştur.
Acil çağrı numaralarının tek numarada birleştirilmesi acil durum içinde bulunan kişilerin, farklı kurumlara ait numaraların akılda tutulması ihtiyacını ortadan kaldırdığı gibi yapılan ihbarın kurumu ilgilendirmediğinden dolayı başka kurumlara yönlendirmeyi de önleyerek zaman ve kaynak tasarrufuna katkı sağlayabilmektedir.
Yangın, kaza, yaralanma, suç gibi olaylar yaşandığında zarar görenler acil yardıma ihtiyaç duyabilmektedir. Doğrudan zarar gören kişiler veya acil durumdan haberdar olan üçüncü kişilerin; telefon, mobil uygulama, e-mail ve benzeri yollarla ilgili kamu kurumlarından yardım talep etmesi acil çağrı olarak adlandırılmaktadır. Acil çağrı mevzuatta “kamu düzeni ve güvenliği, kişi sağlığı ve güvenliği, toplum sağlığı, su kaynakları ve sulak alanlar ile doğaya yönelik ani tehditler ve mala yönelik zararları içeren durumlara ilişkin her türlü çağrıyı” ifade etmektedir.
İdare; kamu hizmeti sunarken sınırlı personel, araç ve diğer kaynaklar doğrultusunda hareket edebildiğinden dolayı her an her yerde ambulans, polis, itfaiye gibi araçların ve görevli personelin hazır bulundurulması olağan hayat akışı içinde mümkün değildir. Dolayısıyla acil çağrı, “acil” durumlarda yapılmalıdır. Acil durum, kısıtlı bir süre içinde “derhal” müdahale edilmediği takdirde daha fazla zarar ortaya çıkabilecek durumlardır.
İhbar alan görevliler, büyük bir sorumluluk altındadır, aynı zamanda tüm görüşmeler kayıt altındadır. Bu nedenle 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüklerinde görevli personel kriz yönetme becerilerini geliştirmeli, arayan kişiyle empati yapabilmeli, acil ve acil olmayan çağrılar arasında öncelik belirleyebilmelidir. Özellikle ihbarla ilgili olarak bir işlem yapılmaması, konunun sıralı amirlere ve gerekli birimlere bildirilmemesi durumunda idarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumluluğunun doğabileceği ve bu zararın, memura rücu edilebileceği gözden kaçırılmamalıdır.
Danıştay 10. Dairesi 2022/891 E., 2024/3907 K. sayılı kararına konu olayda;
Dosyanın incelenmesinden; davacılar yakını ...'ın, 10/01/2013 tarihinde daha öncesinden tanışıklığı bulunan ... isimli kişi ile buluştuğu, ...'a ait araçla ... ili, ... ilçesi, ... köyü yakınlarında bir yere geldikleri, bu sırada alacak meselesinden dolayı tartışmaya başladıkları, bu tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu ...'ın ...'ı bıçakla yaralayıp darp ettikten sonra aracın arka bagaj kısmına koyarak bir süre araçla dolaştırdığı, yaralı halde bulunan davacılar yakını ...'ın araç bagajında iken 155 polis imdat hattını arayarak yardım istediği, bu görüşme esnasında içinde bulunduğu aracın plakasını verdiği, yaralı olduğunu bildirdiği, bu sırada telefonun kapandığı, akabinde 155 polis imdat hattından ...'ın cep telefonunun arandığı, ancak ...'ın ...'ın elindeki cep telefonunu alarak araçtan fırlattığı, yaralı olan ...'ı ıssız alanda bıraktığı ve ...'ın burada vefat ettiği, davacılar tarafından, yakınları ... yaralı halde iken 155 polis imdat hattını arayarak yardım istemesine karşın hiçbir şey yapılmadığından bahisle meydana gelen ölüm olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları........
