menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

OTUZ DÖRT CAN, BİR PATLAMA, İKİ GÖRÜŞ: CEZA GENEL KURULU'NDAN BASİT TAKSİR-BİLİNÇLİ TAKSİR SINIRINA DAİR TARTIŞMALI KARAR

27 0
09.09.2026

Ceza hukukunda kusurluluğun en ince ayrımlarından biri, basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki sınırdır. Aradaki fark, kâğıt üzerinde tek bir cümleyle özetlenebilecek kadar dar görünse de, uygulamada failin alacağı cezayı üçte birden yarısına kadar artırabilecek kadar büyük bir sonuç doğurur. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.12.2025 tarihli, E.2022/298, K.2025/567 sayılı kararı, bu ayrımın soyut bir teori tartışması olmaktan çıkıp 34 kişinin hayatını kaybettiği, 38 kişinin yaralandığı bir LPG tankeri patlamasının somut olgularına nasıl uygulandığını gösteren, karşı oylarla da zenginleşmiş çarpıcı bir örnektir. Kararın önemi yalnızca ölçütün teorik tekrarında değil, aynı olgu kümesinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Özel Daire çoğunluğu, Özel Daire azınlığı ve Ceza Genel Kurulu azınlığı tarafından dört farklı biçimde okunabilmiş olmasındadır.

İncelemeye konu olayda, tehlikeli madde taşımacılığı yapan bir şirkette LPG tankeri şoförü olarak çalışan ve mesleki yeterlilik belgelerinin (SRC3, SRC4 ve SRC5 yerine geçen eğitim tamamlama belgesi) tamamı mevcut olan sanık, yaklaşık 19.500 kg LPG yüklü dorse takılı tankeri Giresun'dan alıp Mardin/Nusaybin'deki dolum tesisine götürmek üzere saat 11.20'de yola çıkmıştır. Sanık, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-a-b maddesi ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 98. maddesindeki "24 saat içinde toplam 9 saatten ve devamlı olarak 4,5 saatten fazla araç sürülemeyeceği" kuralına aykırı biçimde, yaklaşık 570 kilometrelik mesafeyi kesintisiz 11-12 saatte kat etmiştir. Saat 23.45 sıralarında, meskûn mahal dışında, aydınlatmasız, virajlı ve eğimli, seyir yönüne hitap eden birden çok "tehlikeli viraj yön levhası" bulunan bir yol kesiminde direksiyon hâkimiyetini kaybeden sanığın kullandığı araç yolun sağındaki boş alana devrilmiş, dorse çekiciden ayrılmış ve dorsenin basınç tahliye bölümünün hasar görmesi sonucu sızan LPG gazı yaklaşık 35 dakika içinde 500-600 metrelik bir alana yayılmıştır. Gaz bulutunun içinde kalan iki yolcu otobüsü ve bir araç, gaz sızıntısı nedeniyle motorları çalışmaz hâle gelince durmuş, yolculardan bir kısmı araçlardan inmiş; bu esnada bilinmeyen bir ateş kaynağının (bazı tanık beyanlarına göre sigara) gazla temas etmesi sonucu meydana gelen patlama ve yangında araçlarda bulunan 34 kişi hayatını kaybetmiş, 38 kişi yaralanmıştır. Sanık kendisi de yaralı olarak kazadan çıkarılmış, ancak bilinci açıkken çevresindekilere patlama riskine karşı uyarılarda bulunarak olay yerinden uzaklaşmıştır.

Dosyaya yansıyan bilirkişi raporlarına göre olay yerinde kazaya etken herhangi bir yol kusuru bulunmamakta, sanığın yasal hız sınırına uygun seyretmiş olsa dahi mola vermeksizin ancak 11-12 saat sonra o mahalle ulaşabileceği teknik olarak ortaya konmaktadır. Sanığın işvereni tarafından kendisine, olası bir gaz sızıntısında aracı güvenli bir yere çekip emniyet şeridi oluşturması ve kolluk ile itfaiyeye derhâl haber vermesi gerektiği önceden öğretilmiştir; buna karşın kazadan patlamaya kadar geçen yaklaşık 35 dakikalık sürede bu bildirimin yapıldığına dair dosyada bir kayıt bulunmamaktadır.

Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığı taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma suçundan (TCK m.85/2) 14 yıl hapis cezasına mahkûm etmiş; bu karar istinafta Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesince, temyizde ise Yargıtay 12. Ceza Dairesince (oy çokluğuyla) onanmıştır. Temyiz aşamasında Daire Başkanı ve bir üye, sanığın bilinçli taksirle sorumlu tutulması gerektiği yönünde karşı oy kullanmıştır; bu karşı oyda, tehlikeli madde taşımacılığı sertifikalarına sahip sanığın taşıdığı yükün patlama riskini bildiği, buna rağmen yorgunluk ve dikkat dağınıklığı içinde seyrini sürdürdüğü ve "içinde bulunduğu koşullara, şoförlük bilgi ve tecrübesine olan hatalı güveni sebebiyle" hareket ettiği vurgulanmıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da 01.07.2021 tarihli itirazında aynı gerekçeyle bilinçli taksir hükümlerinin (TCK m.22/3) uygulanması gerektiğini ileri sürmüş; Özel Daire........

© Hukuki Haber