menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AYM Üyelerinin İsyanı ve Yardım Çağrısı: Ben Böyle Okudum, Siz Ne Dersiniz?

14 0
07.10.2026

“İhlal kararına yönelik derece mahkemelerince ortaya konulan direnç aynı zamanda insan haklarını esas alan demokratik hukuk devletinde hukuk düzenini ve dolayısıyla Anayasa’nın üstünlüğü ve bağlayıcılığını ortadan kaldırabilecek fevkalade ciddi bir tehdit niteliğindedir.”

“Zira muhatap mahkemelerce bu biçimdeki keyfî yaklaşımın tekrarı bireysel başvuru sistemine ve hukukun üstünlüğüne ölümcül bir darbe vurabilir.”

Bu sözler bir muhalefet açıklamasından ya da hukuk sistemini eleştiren bir köşe yazısından alınmadı. Anayasa Mahkemesi üyesi Yusuf Şevki Hakyemez, Tayfun Kahraman kararına yazdığı ek gerekçede derece mahkemelerinin bağlayıcı ihlal kararlarına karşı direncini bu sözlerle tarif ediyor.

Kararı ve ekindeki görüşleri okurken, bazı AYM üyelerinin hukuksuzluğa adeta isyan ettiğini anlıyorsunuz. Metinlerde bir yardım çağrısı da görüyorsunuz: Anayasa’yı korumakla yükümlü diğer kurumlara, görevlerini yerine getirmeleri için yöneltilmiş bir çağrı.

Bir ayrımı baştan yapmak gerekiyor. “İsyan” ve “yardım çağrısı” benim okumam; üyeler bu ifadeleri kullanmıyor ancak cümle aralarından bunu anlıyorsunuz en azından ben öyle anladım.

Uygulanmayan Bir İhlal Kararı

Tayfun Kahraman, Gezi davasında 18 yıl hapis cezasına mahkûm edildi. Anayasa Mahkemesi 31 Temmuz 2025’te, adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına karar verdi. Yerel mahkemeden beklenen, tespit edilen ihlalleri gidererek yargılamayı yeniden yürütmesiydi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ise yeniden yargılama talebini reddetti ve mahkûmiyet hükmünün infazını sürdürdü. Üstelik Anayasa Mahkemesini “yetki gaspı” yapmakla suçladı.

Kahraman yeniden başvurdu. AYM, 2 Nisan 2026 tarihli ve 6 Ekim 2026’da Resmî Gazetede yayımlanan ikinci kararında bireysel başvuru hakkı ile hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Dosyayı, yeniden yargılama işlemlerine başlanması için tekrar aynı mahkemeye gönderdi; başvurucuya 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine ve kararın HSK’ya gönderilmesine de karar verdi. Mahkeme, yerel mahkemenin “yetki gaspı” suçlamasını da yetki gaspının ne demek olduğunu izah ederek reddetti.

Tablo şu: Bir insanın hakkının ihlal edildiği tespit ediliyor, ancak ihlali gidermekle yükümlü mahkeme bu tespitin gereğini yerine getirmiyor. Kişi yeniden başvurmak, yeniden beklemek ve yeniden haklı bulunmak zorunda kalıyor. Bu süre boyunca da özgürlüğünden yoksun kalmaya........

© Hukuki Haber