menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İşyerinde Kamera ve Konum Takibi KVKK'ya Aykırı mı? Kurul Kararları Ne Diyor?

6 0
monday

Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 2 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 29.04.2026 tarihli ve 2026/921 sayılı İlke Kararı ile işyerlerinde kamera ve konum takibi konusundaki uzun süredir tartışılan belirsizliği büyük ölçüde netleştirdi. Kararın hemen ardından, 8 Haziran 2026‘da Kurul ayrıca güvenlik kameralarının orantısız kullanımına ilişkin bir kamuoyu duyurusu yayımladı. Bu iki adım, işveren gözetimiyle çalışan mahremiyeti arasındaki dengeyi bugün nasıl kurmamız gerektiğini doğrudan etkiliyor.

Son dönemde artan şikâyet başvuruları, konunun sadece hukukçuların değil işverenlerin ve çalışanların da gündeminde olduğunu gösteriyor. Kamera ve konum takibi artık pek çok işyerinde günlük çalışma düzeninin sıradan bir parçası; bu da sınırların nerede başlayıp nerede bittiğini bilmeyi daha kritik hâle getiriyor.

Kameralı izleme hangi durumda hukuka uygun sayılıyor?

Kurul’un yerleşik yaklaşımı şu: kamera sistemi kurmak tek başına yasak değil, ama amaç belirleyici. İş sağlığı ve güvenliğini sağlamak, iş kazalarını önlemek, işyeri güvenliğini korumak veya suç işlenmesini önlemek ya da tespit etmek gibi somut ve meşru amaçlarla kurulan kamera sistemleri kural olarak hukuka uygun kabul ediliyor.

Buna karşılık Kurul, çalışan performansını izlemek, verimliliği ölçmek veya genel bir gözetim aracı olarak kamera kullanmayı meşru amaç kapsamında görmüyor. Örneğin bir depo işletmesi, kameraları “güvenlik” gerekçesiyle kurup fiilen paketleme hızını ve mola sürelerini raporlamak için kullanıyorsa, beyan edilen amaçla fiili kullanım arasındaki bu uyumsuzluk tam olarak Kurul’un 8 Haziran 2026 duyurusunda işaret ettiği türden bir orantısızlık teşkil ediyor.

İşyeri takip araçları günlük iş akışının neredeyse görünmez bir parçası hâline geldi.

Araç ve konum takibinde işçinin rızası tek başına yeterli mi?

Saha satış temsilcisi olarak çalışan birinin şirket aracına GPS takip cihazı takıldığını ve bunun için imzalattırılan bir “rıza formu” olduğunu düşünelim. Uygulamada işverenler genellikle bu formun her şeyi çözdüğünü varsayıyor. Oysa Kurul’un 2026/921 sayılı kararında ortaya koyduğu ilke, bu varsayımı zayıflatan bir gerekçeye dayanıyor: işçi-işveren ilişkisindeki........

© Hukuki Haber