menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

MURİS MAVAZAASI HUKUKSAL NEDENİNE DAYALI TAPU İPTALİ İLE TESCİL DAVALARI

16 0
01.10.2026

Muris muvazaası, mirasbırakanın mirasçısından mal kaçırmak kastıyla yaptığı tasarruflarda söz konusudur. Bu nedenle mirasbırakan ile sözleşmenin karşı tarafı malın temliki hususunda anlaşmakta, ancak görünüşteki sözleşmenin niteliği değiştirilmektedir. Mirasbırakanın gerçek amacı bağış iken, genellikle satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi yaparak gizli sözleşmeyi gizler. Buradaki gizli sözleşme bağış; görünürdeki sözleşme ise, satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesidir. Muvazaalı olan görünürdeki sözleşme olan satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesidir. Bu şekli ile bir gizli sözleşme bulunduğundan muris muvazaası, TBK'nın 19. maddesinde düzenlenen bir nisbi (tam) muvazaa niteliğindedir.

Hem gizli sözleşmede ve hem de görünürdeki sözleşmelerin amacı temlik olup, taraflar temlik konusunda anlaşmışlardır. Ancak bilindiği üzere görünürdeki sözleşme yasal kurallarına uygun yapılsa dahi, gizli sözleşme eğer yasal şekil kurallarına uygun yapılmazsa, gizli sözleşme yasal şekil kurallarına uygun olmadığından ve görünürdeki sözleşme ise muvazaalı olduğundan her ikisi de geçersizdir.

Kaynağını daha çok Yargıtay İçtihatlarından ve bilimsel görüşlerden almakta ise de esas dayanağını, 1.4.1974 tarih ve 1974/1-2 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı oluşturmaktadır. Söz konusu içtihadı birleştirme kararının sonuç kısmı aşağıya alınmıştır.

“...Bir kimsenin; mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapu sicillinde kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmiş bulunması halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılarının, görünürdeki satış sözleşmesinin Borçlar Kanunu`nun 18. maddesine dayanarak muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabileceklerine ve bu dava hakkının geçerli sözleşmeler için söz konusu olan Medeni Kanun`un 507. ve 603. maddelerinin sağladığı haklara etkili olmayacağına, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1.4.1974 günlü ikinci toplantısında oy çokluğuyla karar verildi...”[1]

1.4.1974 tarih ve 1974/1-2 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtilen ilkeler daha sonra kabul edilen 22.5.1987 tarih ve 1986/4 Esas, 1987/5 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında ve 16.3.1990 tarih ve 1989/1 Esas 1990/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da aynen benimsenmiş ve uygulama bu yönde gelişmiştir.

B. Muris Muvazaasının Unsurları

Muris muvazaası, yukarıda da belirtildiği üzere nisbi muvazaanın bir çeşidi olduğundan dört unsurdan oluşur; görünüşteki sözleşme, muvazaa anlaşması, mirasçılarını aldatma kastı ve gizli sözleşme.

Bu unsurlardan birinin yokluğu halinde artık muris muvazaasından bahsedilemez. Yine kısmi muvazaa halinde, örneğin bedelde muvazaada muris muvazaasından söz edilemez. Çünkü muris muvazaası tam muvazaa halinde mümkündür.

Tarafların aralarında düzenledikleri muvazaa anlaşması ile geçersiz olduğunu kabul ettikleri sözleşme olup, muvazaalı olan sözleşme görünüşteki bu sözleşmedir ve bu sözleşmenin muvazaalı olduğunun davayı açan mirasçı tarafından ispatı gerekir. Bu işlem ile gerçekte istedikleri sözleşmeyi gizlemeyi amaç edinirler.

Mirasbırakan ile karşı taraf arasındaki görünüşte yapılan sözleşmenin niteliğini değiştiren, hiç bir şekil şartına bağlı olmayan, tarafların beyanları ile iradeleri arasında bilerek meydana getirdikleri uyumsuzluğu açıklayan anlaşmadır. Bu anlaşma sözlü veya adi yazılı şekilde düzenlenebilir.

3. Mirasçılarını Aldatma Kastı

Mirasbırakan, görünüşte meydana getirdikleri bir satış sözleşmesi ile ve mirasçıları aldatma kastı ile hareket etmesi gerekir. Mirasbırakan muvazaalı sözleşmeyi mirasçılardan biri veya bir kaçı ile yapmışsa diğer mirasçılarını; eğer üçüncü kişi ile yapmışsa tüm mirasçılarını aldatma kastının bulunduğu kabul edilir. Muris muvazaasından bahsedebilmek için temlik tarihinde mirasbırakanın mutlaka bir mirasçısının bulunması ve iptal davasının açıldığı tarihte de davacının mirasçı sıfatını taşıması şarttır.

Mirasbırakanın işlemi düzenlerken, mirasçılarını aldatma kastı ile hareket ettiğinin, yani amacının mirasçılarından mal kaçırmak olduğunun ispatlanması gerekir.

Mirasçı, iptalini istediği sözleşmenin tarafı konumunda olmadığından iddiasını tanık dâhil her türlü delil ile ispat edebilir. Ancak, mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla değil de, başka amaçlarla örneğin haciz tehdidi altında malını bir üçüncü kişiye devretme gibi hallerde mirasbırakan devrettiği bu malının iadesi için dava açmadan ölmesi durumunda, davayı açacak olan mirasçı mirasbırakanın külli halefi olarak yani mirasbırakana teb'an davacı olacağından sözleşmenin tarafı gibi ispat kurallarına tabi olacaktır.

Mirasbırakan ile karşı tarafın gerçek iradelerine uygun olan, ancak saklanan ve genellikle bağış sözleşmesi şeklinde yapılan sözleşmedir. Gizli sözleşme mirasbırakan ile bağış yaptığı kişinin gerçek iradelerine uygun olduğundan geçerli bir sözleşmedir. Bu nedenlerle tarafları ve külli haleflerini bağlar. Bu nedenle örneğin tapusuz taşınmazların devrine ilişkin gizli sözleşmeler geçerlidir. Bu durumda ancak tenkis veya mirasta iade davası açılabilir. Yani işlemin muris muvazaası yolu ile iptali mümkün değildir. Ancak, tapulu taşınmazlarda bağış sözleşmelerinin, TBK’nın 288., TMK’nın 706. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerine göre resmi şekilde yapılmaları zorunludur. Aynı zorunluluk, taşınmazın veya taşınmazın üzerindeki ayni hakların bağışlanması halinde de geçerlidir. Bu nedenlerle, gizli sözleşme şekil noksanlığı nedeniyle geçersizdir.

C. Muris Muvazaası Nedeniyle İptal Edilemeyen İşlemler

Muris muvazaasının asıl kaynağı 1.4.1974 tarih ve 1974/1-2 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır. Bu içtihadı birleştirme kararı yalnız murisin adına kayıtlı tapulu taşınmazlarının temlikinde uygulanabilir. Bunun dışında temliklerde muris muvazaası nedeniyle iptal kararı verilemez.........

© Hukuki Haber