menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İMZA İNCELEMESİNDE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLARA KISA BİR BAKIŞ

31 0
27.03.2026

Bu çalışmamızda, uyuşmazlık konusu olması halinde, genel mahkemelerde, adi belgelerde imzanın aidiyetine ilişkin mahkemelerce yapılacak araştırma ve alınacak bilirkişi raporu, uzman görüşü vb. teknik incelemeler sonucunda hazırlanacak delil niteliğindeki araştırmalarda özellikle Yargıtay’ın hukuk davalarında aradığı esaslı ve önemli kriterlere değinilecektir.

İmzanın inkârına ilişkin usul, belgenin niteliğine göre değişmektedir. Adi senetlerde imzanın aidiyeti genel sahtelik incelemesi çerçevesinde değerlendirilebilirken, resmî senetlerdeki yazı veya imza inkârı HMK m. 208/4 gereği ilgili evraka resmiyet kazandıran kişinin de taraf gösterileceği ayrı bir davada incelenir. Bu nedenle imza incelemesine ilişkin değerlendirmelerde öncelikle belge türünün doğru tespiti gerekir.

Yine bu çalışmamızın geniş kapsamlı olmaması adına elektronik imza konusuna değinilmeyecektir. Ancak kısaca bahsetmemiz gerekirse klasik el yazısı imza incelemesinden farklı olarak, güvenli elektronik imza ile oluşturulmuş verinin inkârı halinde HMK m. 210 devreye girmektedir. Bu durumda hâkim, veriyi inkâr eden tarafı dinledikten sonra kanaate varamazsa bilirkişi incelemesine başvurur. Dolayısıyla elektronik imza uyuşmazlıklarında grafolojik karşılaştırmadan ziyade teknik doğrulama ve dijital delil incelemesi ön plana çıkar.

İmza yer aldığı metnin o kişi tarafından bilinip onaylandığını, bu belgenin doğuracağı hukuki sonuçları kabul ettiğini belirten, kişiyi alacak, borç ya da taahhüt altına sokan ayırt edici bir işarettir.[1]

İmza, belirli bir konudaki iradeyi dışa yansıtan bir araçtır. İmza sayesinde bir beyanın veya işlemin sahibine olan aidiyeti tespit edilebilir. İmzanın bu denli önemli oluşu, imza atamayanların hukuki işlem yapabilmesi veya uyuşmazlık çıkması halinde bu kişilerin delil sağlaması bakımından da özellik taşımaktadır.[2] İmza, kişinin kişiliğini, kimliğini gösteren, onu belirleyen ve diğerlerinden ayıran işarettir[3]

Ayrıca belirtmek ve hatırlatmak isteriz ki, uyuşmazlık konusu belgedeki imzaya itiraz edilmesi halinde ispat yükü yer değiştirecek olup imzaya itiraz eden değil belgeye dayanarak hak iddia eden taraf, inkar edilen imzanın ilgili kişiye ait olduğunu usulüne uygun delillerle ispat etmek durumundadır

Türk hukukunda imza konusu, özellikle sözleşmeler, çek, bono gibi kıymetli evraklar ve ibranameler üzerindeki imzalar ile bu imzaların inkârı nedeniyle sıkça uyuşmazlığa yol açar. Bu tür belgelerdeki imzalar hem hukuk hem de ceza mahkemelerinde dava konusu olabilir. Taraflar arasındaki ticari veya günlük ilişkiler genellikle maddi menfaat içerdiğinden, imza konusunda sahtecilik ve hukuki ihtilaflar da sıkça ortaya çıkmaktadır. İmza, metnin kabulü anlamına gelmektedir.

Ülkemizde aynı imza hakkında farklı kararlar verilmesinin (bazen bir mahkeme dosyasında birbirine zıt üç-dört bilirkişi raporu dahi görülmektedir.) en önemli sebebi yazarak imza atma alışkanlığının olmayışıdır. [4]

B-MAHKEMELERCE YAPILACAK İMZA İNCELEMESİ USULÜ

Konuyla ilgili yasal mevzuata baktığımızda HMK’nın 211. Maddesi aynen;

“MADDE 211- (1) Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir:

a) Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir.

b) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir.” şeklindedir.

Şunu da ifade etmek isteriz ki, uygulamada HMK’nın 211. maddesinin (a) bendi uyarınca her ne kadar hâkim, başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek olsa da imza itirazı olması halinde, hakimler; sahtelik konusunda kendince bir inceleme dahi yapmaksızın bilirkişi incelemesine karar vererek bu yönde rapor aldırmaktadır.

İmza incelemesine dair rapor hazırlayan başlıca kurumlar; Jandarma Kriminal Müdürlükleri, Adli Tıp Kurumu ve Yargıtay’ın da belirttiği üzere son........

© Hukuki Haber