Atakum Belediyesinde Maaş Dramı
Bir hafta kadar önce, maaşlarını alamadıkları için Ankara’da açlık grevi yapan Doruk Maden işçilerinin dramına değinmiş ve Güneş gazetesinde çalışırken aylarca maaş alamamış olmam nedeniyle, “Onları en iyi ben anlarım.” demiştim.
Sahiden de bir çalışanın aylarca maaş alamamasının, bir babanın veya annenin, mesela bebeğine süt getirememenin insan ruhunda yarattığı derin tahribatı en iyi bilenlerden biri olduğumu hâlâ iddia ederim.
Günlerdir muhalif haber kanallarında Doruk Maden işçilerinin dramını izliyoruz.
Yüreğimiz parçalanıyor.
Atakum Belediyesi çalışanlarının dramı hiç de Doruk Maden çalışanlarının dramından farklı değil ama muhalif kanallar nedense bunu hiç görmüyor.
Atakum çalışanları seslerini duyurmak için Ankara’da eylem yapmamışlarsa, yaşadıkları dram Doruk Maden çalışanlarının yaşadıklarından hiç de farklı değil oysa.
Geçtiğimiz günlerde, 20 Ağustos’ta, gazetede Atakum Belediyesi’ndeki maaş krizinin büyüdüğüne dikkat çekilirken, bir çalışanın “Eşimi intiharın eşiğinden aldım.” şeklindeki ifadesi manşete taşınmıştı.
Bu feryadı dikkate almak zorundayız.
Amasız ve fakatsız, yani...
Atakum Belediyesi’nde ekonomik kriz yaşanıyormuş.
Önce çalışanın alın terinin karşılığını vereceksin, arkadaş.
Çöpleri mi toplayacaksın.
Köstebek yuvasına dönmüş yollarda asfaltı mı yenileyeceksin?
Sosyal demokratsın ya!
Emeğin en yüce değer olduğunu sanırım hatırlatmama bile gerek yok.
İntiharı düşünmedim, eşim de böyle bir şey düşünmedi, biliyorum. Ama aylarca maaş........
