Kendi güzelliğinden vazgeçerek dünyayı güzelleştiren karahindiba 29 Temmuz 2026
"Tanrım, beni sevgi , onay veya takdir arzusundan kurtar.'' (Byron Katie)
“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” (Herakleitos)
Byron Katie’nin ilk bakışta paradoksal gibi görünen yukarıdaki duası bir acı okyanusunun ortasında CAN simidi ararken, çok DEĞERli bir hocam tarafından söylenerek dönüşümümü ve kendime yolculuğumu başlatan cümlelerden olmuştu.
Değişim, varoluşun en eski ve en büyük hakikatidir. Tasavvufun diliyle söyleyecek olursak, kâinatta her an yeniden bir yaratılış tecelli eder. İnsan da tabiat da ancak değişerek olgunlaşır, dönüşerek hakikatine yaklaşır. Ne var ki her değişim aynı değildir. Kimi değişim güzelleşmek içindir, kimi olgunlaşmak için…
Bazı dönüşümler de kendi güzelliğinden vazgeçerek başkalarının hayatına güzellik katmak içindir.
Tabiat, insanın en büyük öğretmenidir. Kütüphanelerin sayfalarca anlattığını bazen bir nehir, bazen küçücük bir tohum, bazen bir çiçek anlatır. Yeter ki insan bakmayı değil, görmeyi bilsin. Çünkü mana sadece kitapların satırlarında değil; rüzgârın uğultusunda, suyun akışında, toprağın filizinde gizlidir.
Doğa, konuşmadan öğreten en büyük muallimdir.
Ben de tabiattaki değişim ve dönüşümlerin içerisinde en hayret verici ve en mükemmel örneğin tırtılın kelebeğe dönüşmesi olduğunu düşünürdüm.
Düşünsenize… Ağır, hantal ve pek de sevimli görünmeyen bir canlının, günün birinde rengârenk kanatlarla gökyüzünü süsleyecek zarif bir kelebeğe dönüşmesi…
Bundan daha etkileyici bir değişim olabilir miydi?
Bana göre dönüşümün en güzel örneği buydu.
“Her yeni başlangıç, başka bir başlangıcın sonundan doğar.”
Ancak yıllar sonra, ilkbaharda Akçadağ Öğretmen okulunun bahçesinde gördüğüm sapsarı açan ve uzun yıllar papatyanın bir türü sandığım karahindibanın; yaz sonunda tatil bitip okula döndüğümde beyaz tüycüklerini üfleyerek rüzgâra bıraktığım o çiçek olduğunu öğrendiğim gün, değişime bakışım da değişti.
Benim solup bittiğini, öldüğünü sandığım sarı çiçek dönüşmüştü sadece.
Adını ve hikâyesini yıllar sonra öğrendiğim karahindiba yalnızca şekil olarak değişmekle kalmayıp Mevlevî bir anlayışla: “Ne kadar söz varsa düne ait dünle beraber gitti cancağızım, şimdi yeni şeyler........
