menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tiyatronun gücü mü, pazarlamanın başarısı mı?

27 0
25.04.2026

Bu haftaya önemli bir soruyla başlayalım. Tiyatro yalnızca sahnede sergilenen bir temsil midir, yoksa oyuncu ile seyirci arasında, aynı anda ve aynı mekânda kurulan canlı bir karşılaşma düzeni midir? Gırgıriye Müzikali ile tiyatro dünyasından daha çok magazin gündemini meşgul eden seyirci ve tiyatro ilişkisi dâhilinde, kamerayı her açıya koyarak durum tespitleri yapalım istiyorum. Çünkü Antik Yunan’da Dionysos Şenlikleri ile başlayan tiyatro geleneğinin tadı epeydir kaçtı.

Ekosistem ile tiyatroyu birbirine çok benzetiyorum. Canlılar, çevreleri ve aralarında kurdukları ilişkilerle tanımlanan ekosistem gibi, bir üretim alanı olarak tiyatro da sahnesi, oyuncusu, metni, yaratıcı ve teknik ekibi, elbette seyircisiyle birlikte var olabiliyor. Yani toplumdaki sosyal, ekonomik ve politik tüm değişiklikler tiyatroyu birebir etkiliyor.Bu yazıyı Satıcının Ölümü oyunu tanıtımlarıyla başlayan tartışmalı süreçte yazmayı düşünmüş, ama ertelemiştim. Hem oyunu henüz seyretmemiştim hem de çoğunluk kendi doğrusuna tutulmuş, bir diğerinin ne dediğini asla duymuyordu. Tüm bunlar yaşanırken de bağımsız tiyatrolar, anlatacak derdi olan tiyatrolar için cehenneme giden taşlar birer ikişer sanatçısıyla, seyircisiyle birer birer döşeniyordu. Bu cehennem metaforu sadece bizim ülkemize özel bir durum değil, ama biz kendi derdimize yanalım; bizi bu halimizle kıskanan varsa buyursun kıskansın.

Biliyoruz ki dünya değiştikçe tiyatro da kendine yeni anlatı biçimleri aradı durdu. En büyük duraklamayı Orta Çağ’ın yoğun kilise baskısında yaşadı. 1960’larda ise televizyonun yaşantımıza girmesiyle, sinemanın büyüsüyle tiyatro farklı bir kırılma yaşadı. Ama hep suyun gücü gibi kendi yolunu açtı, yeni anlatım yolları buldu. Bu köşenin takipçileri ile tiyatrodaki arayışları, dönüşümleri birlikte uzun zamandır ele alıyoruz.

Yazıyı yazmamı tetikleyen olay Gırgıriye Müzikali ile ortaya saçılan sorunlar. Sınırlar kim için nerede başlar, nerede biter mesela; bu çok önemli. Buna bakalım. Tiyatro sadece iyi zaman geçirilecek bir eğlence aracı mı? Bakalım. Tiyatroya ünlü yüzleri görmeye gitmenin bilet karşılığı bedeli bu kadar yüksekken, bağımsız, ödeneksiz tiyatrolar bilet satamadığı, salon kiralarını ödeyemediği için oyunlarını iptal ediyorken, bu hal tiyatro sanatı için ne anlama geliyor? Tartışalım. Dizi ve film sektöründe senaryodan oyunculuğa akıl tutulması niteliğinde bir bayağılık yaşanırken, bunu tiyatroya bir virüs gibi bulaştıran yapımcıların asıl derdi ne? Sanat kimin umurunda? Konuşalım.

Öncelikle pazarlamanın kaçmış ayarına bakalım. Mesela Satıcının Ölümü oyununun yazıldığı dönemdeki dünya düzeni eleştirisi, bugün sahneye konuluşunun her aşamasıyla oyunu lokma lokma yutuvermiş durumda. Seçilen mekân oyunun üstünü siyah bir tül gibi kapladı, sponsorların ışıltılı dünyası karanlık bir kuyuda boğuldu. Ne yurtdışından gelen yönetmenler ne anlı şanlı oyuncular bu seçilmiş düzenin eleştirisinden ne oyunu ne de kendilerini kurtaramadı. Ama biletlerini Broadway fiyatlarına satmaya devam ediyorlar. Yani bu ürünün alıcıları kuyrukta.

Başka bir örnek İstanbul’un En Güzel Kızı için. Telif hakları nedeniyle farklı yönetmenlerin elinden çıkan oyunların biri İstanbul’da sahnede kırmızı, oyuncak bir arabayla kurgulanmış, sakin sakin yolculuğuna devam ederken; İstanbul sınırları dışında oynamak üzere hakları satın alınan diğer rejide, dizilerin jön oyuncusu, sahnede gerçek, klasik bir kırmızı araba tercihi ve iyi bir reklam kampanyasıyla salonları dolduruyor. Bu arada diğer oyunun oyuncusu da ünlü ama pazarlama başarısı rejinin önüne geçiyor. Ekranda gördüğü ve sevdiği oyuncuyu sahnede kanlı canlı görmek isteyenler de yeni nesil tiyatro izleyicisi olarak ellerinde telefonları sürekli kayıtta, konuşan, kıpırdanan, olur olmaz alkışlayan toplulukları oluşturuyor. Bir grup seyirci salonları terk ederken, yerine gelenler tiyatrodan farklı bir gösteriyi zihinlerine kodluyorlar.

Dizilerde canı sıkılan oyunculara tiyatro salonları kapılarını sonuna kadar açıyor. Çünkü satılan her bilet kazanılan para demek. Ama bu para kazanmış ve........

© HalkTV