Kadınlar konuşmaya başlayınca tabular aşılır 29 Ağustos 2026
Tüm yıl çalışıp ağustos böceği olmayı hayal ettiğimiz mevsimi menopoz serisine adadım. İyi de yaptım. Özellikle kadın okurlarımdan aldığım geri dönüşler suya değil de zihinlere yazı yazdığımı bana hatırlattı. Bu hafta menopozun belirtilerini, fizyolojisini, ilaçları bir kenara bırakıp işin sosyolojisine bakalım istiyorum. Seriye geç katılmış olanlar geriye dönük okuma yapabilirler. Bu hafta beni en çok heyecanlandıran bölümdeyiz; yıldız, çuvaldız ne varsa her yere, herkese batıracağız. Bu sebeple yaş, ırk, cinsiyet, din ayırmadan herkes kalsın, kimse bir yere kaçmasın.
Geçen haftayı sorularla noktalayıp, bu haftanın ipuçlarını vermiştim. Menopoz ne zaman kadın sağlığından büyük bir pazara dönüştü? Yaş almak neden kadın için hâlâ erkekten farklı bir anlam taşıyor? “Menopozlu kadın” olmak ne zaman biyolojik bir tanımdan küçümseme aracına dönüştü? Ve bütün bunların ortasında aslında hangi kadınların menopozunu konuşuyoruz?
Kadınların menopozu açıkça konuşmaya başlaması büyük bir kazanım. Yıllarca mahrem sayılan sorunların konuşulması, kadınların “doğal süreç, katlanacaksın” cevabıyla yetinmemesi, doktorundan çözüm ve bilgi istemesi kadın sağlığı açısından ilerleme. Karşılıklı etkileşimle doktorlar da menopoza sahip çıkmaya, eksik bırakılan eğitimleri tamamlamaya yöneldi.
Ama burada bir tehlike vardı. Kapitalizmin hızlı çalışan refleksi. İhtiyaç görünür olduğunda pazar da kendini en sevimli ama aslında en sömürgeci haliyle görünür kıldı.
Bugün menopozun çevresinde takviyelerden hormon dengeleyicilere, özel test paketlerinden vajinal uygulamalara, kozmetikten longevity programlarına kadar uzanan büyük bir ekonomi var.
Grand View Research’in pazar araştırması küresel menopoz pazarının 2025 büyüklüğünü yaklaşık 18,7 milyar dolar olarak hesaplıyor. Çok iyi para. Mesela bu parayla geçiş garantisi vermene gerek kalmadan altı tane Çanakkale Köprüsü yapılabiliyor. Camları aç püfür püfür geç. Konudan uzaklaşmayayım, bu araştırmada en büyük kalemi besin takviyeleri oluşturuyor. Demek ki artık menopoz için küçük bir niş pazardan söz etmiyoruz. Kadının menopoz konusunda bilinçlenip, bedenimde ne oluyor sorusuna, piyasa çok sayıda ama pahalı yanıtlar veriyor.
Burada niyetim bütün sektörü şeytanlaştırmak değil. Elbette yeni ilaçlara, teknolojilere, araştırmalara ihtiyacımız var. Üstelik kadın sağlığının yıllarca yeterince yatırım almamış olması önemli bir sorunken.
İtirazım ticarete değil de pazarlamanın kanıtın önüne geçmesine. Bir ürünün satılıyor olması işe yaradığını göstermez. “Doğal” olması güvenli olduğunu göstermez. Bir influencerın ürün kullanması bilimsel kanıt değil. Bir hekimin yüz binlerce takipçisi olması da öyle. “Bana çok iyi geldi” kıymetli bir kişisel deneyim ama bilimsel araştırmanın yerine geçmez.
Kadınların menopozu kader olmaktan çıkarması çok değerli. Şimdi onu alışveriş sepetine dönüştürmekten korumamız gerekiyor.
Kadın bedeni üzerinde piyasanın baskısı menopozdan çok önce başlamıştı. Kadın yeterince ince, genç, bakımlı, kırışıksız olmalıydı. Şimdi beklenti biraz güncellendi ve artık kadınlara sağlıklı yaşlan ama mümkünse yaşlandığın belli olmasın deniyor.
Longevity, yani sağlıklı ve uzun yaşam fikrinin kendisi son derece değerli. Kemiklerimizi, kaslarımızı, kalbimizi ve zihnimizi koruyarak uzun yaşamak istiyoruz. Sorun, sağlıklı yaş almanın yavaş yavaş yaşlanmayı reddetmeye dönüşüyor olmasında.
Kadının yapılacaklar listesi zaten yeterince uzundu. Çalış, çocuk yetiştir, bakım ver, formda kal, güzel görün, şimdi menopozunu da kusursuz yönet, bir de mümkünse biyolojik yaşını kronolojik yaşından on beş yıl geriye çek… Neyse ki henüz ölümsüzlük paketi raflarda yerini almadı.
Benim daha mütevazı bir hedefim var. Yetmiş beş........
