İnme! Beyin yardım istediğinde zamanla yarış başlar 4 Temmuz 2026
Telefonun sesi bazen bir ömrü ikiye böler.
2020 yılının Nisan ayı… Pandeminin en korkutucu günleri. Sokaklar sessiz, hastaneler endişeli, insanlar birbirinden uzak durmaya çalışıyor. O sabah gelen telefonla bizim hayatımız da ikiye ayrıldı.
Babam yatakta inme geçirmişti.
Kalpte ritim problemi vardı. Bir hekim olarak, telefondaki ilk birkaç cümleden sonra bunun ne anlama gelebileceğini hemen anladım. Ama insan, ne kadar deneyimli olursa olsun, söz konusu kendi babası olduğunda bilgisiyle duyguları arasında sıkışıp kalıyor. O gün bunu bir kez daha yaşadım.
Doğru zamanda, doğru merkeze ulaştı. Deneyimli bir ekip hiç vakit kaybetmeden tedaviye başladı. Bu ekibin başındaki hocanın dönem arkadaşım olduğunu ise işlem bittikten sonra öğrenmiştim. Ah hayat, sen ne tuhafsın ne lütufsun. Bugün babam ileri yaşına rağmen hayatına devam edebiliyorsa bunu yetenekli inme ekibine, modern tıbba ve zamanında verilmiş doğru kararlara borçluyuz.
Ne yazık ki herkes aynı şansa sahip olmuyor.
Yakın zamanda, henüz kırk beş yaşındaki bir dostumuz benzer belirtilerle ambulansa alındı. Saatlerle yarışılması gereken bir hastalıkta, çalışmayan bir inme merkezine götürüldü. Kaybedilen süre geri gelmedi. Aradan aylar geçti. Hâlâ konuşamıyor. Sağ tarafını kullanamıyor. Aylarca süren fizik tedaviye rağmen bugün genç yaşta bir bakım hastası olarak yaşamını sürdürüyor. Onun doğru merkeze ulaşamamasının sorumlusu ise sorunlar karşısında sadece yasaklayarak bir şeyleri çözmeye çalışan yanlış politikalar. Yenidoğan çetesi diye bir kötülük belası sadece yeni doğmuş bebeklerin hayatını çalmadı, yaptıkları sahtekarlıklar ambulans sevk sistemine kadar sızdığı için ülke çapındaki her türden hasta ‘aman devleti soymasınlar’ diye yetkin olmayan hastanelere ulaştırıldı.
Bu iki hikâyeyi neden anlattım biliyor musunuz?
Çünkü aralarındaki en büyük fark hastalığın şiddeti değil, zamandı.
İnme, modern tıbbın belki de zamanla en acımasız yarıştığı hastalıklardan biridir. Kalp krizinde de zaman önemlidir. Travmada da… Ancak beyin söz konusu olduğunda zamanın anlamı bambaşkadır. Çünkü geçen her dakika, geri gelmeyecek milyonlarca sinir hücresi sessizce kaybedilir.
Bu nedenle nörologların bütün dünyada ezbere bildiği tek bir cümle vardır:
Bu yalnızca etkileyici bir slogan değildir.
Bilimsel bir gerçektir.
Tedavi edilmeyen büyük damar tıkanıklıklarında her dakika yaklaşık 1,9 milyon beyin hücresi geri dönüşü olmayacak şekilde kaybedilir. Siz bu satırları okurken bile, dünyanın bir yerinde bir insanın beyninde yaşam ile kalıcı sakatlık arasındaki farkı birkaç dakika belirliyor olabilir.
İşte bu yüzden bugün sizden küçük bir ricam var.
Bu yazıyı sadece okuyup geçmeyin.
Anne ve babanız okusun.
Çünkü burada anlatacaklarım, belki de bir gün çok sevdiğiniz bir insanın hayatını kurtaracak.
Toplumda çoğu zaman felç olarak bilinen inme, aslında beyni besleyen damarların aniden tıkanması ya da yırtılması sonucu ortaya çıkan ciddi bir beyin hastalığıdır. Beyin, vücudumuzun yalnızca yüzde ikisini oluşturmasına rağmen kullandığımız oksijenin yaklaşık beşte birini tüketir. Bu nedenle birkaç dakikalık oksijensizlik bile bazı beyin hücreleri için geri dönüşü olmayan bir yolculuğun başlangıcı olabilir.
Beynin hangi bölgesi etkilenirse, o bölgenin yönettiği görevler de bozulur.
Bir hasta kolunu kaldıramaz.
Bir başkası konuşamaz.
Bir diğeri gördüğünü anlayamaz.
Bazıları ise sevdiklerinin yüzünü tanıyamaz.
İnme, her hastada farklı bir yüzle karşımıza çıkar.
Belki de bu nedenle çoğu zaman ilk belirtileri hafife alınır.
Şekeri düştü herhalde.
En tehlikelisi de birazdan düzelir.
İnme, en çok bu cümlelerin kurulduğu dakikalarda kazanır.
Oysa beklemek, bu hastalıkta yapılabilecek en büyük hatadır.
Çünkü beyin beklemez.
Her geçen dakika, yaklaşık 1,9 milyon beyin hücresi geri dönüşü olmayacak şekilde kaybedilir. Beyin, oksijensizliğe en duyarlı organımızdır. Kalbimiz, böbreklerimiz, kaslarımız bir süre daha dayanabilir; ama beyin saniyeler içinde yardım istemeye başlar. İşte bu nedenle inme, tıbbın zamanla yarıştığı en kritik hastalıklardan biridir.
Toplumda çoğu zaman felç denildiğinde yalnızca kolunu ya da bacağını hareket ettiremeyen insanlar akla gelir. Oysa inme bundan........
