menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Endülüs’te kalan selâm

17 0
20.01.2026

Endülüs’te yürürken insan bazen zamanın lineer akmadığını fark ediyor.

Geçmiş, taşların arasından sızıyor; bugün ise o sızıntının içinde sessizce var oluyor. Málaga’dan başlayıp Granada, Córdoba ve Sevilla’ya uzanan yolculuğumuzda bunu sık sık hissettik. Ama asıl Endülüs’ü, kitapların anlatamadığı hâliyle, Córdoba ile Sevilla arasında küçük bir yerde tanıdık: Almodóvar del Río’da.

Uzaktan görünen kalesi, Endülüs’ün ihtişamını hâlâ ayakta tutan bir nöbetçi gibiydi. Taşları sert, bakışı vakurdu. Kaleyi gezdik. Tarihin büyüklüğü insanı hem hayran bırakıyor hem de yoran bir ağırlık bırakıyor omuzlarda. Tam da bu yüzden, kaleden indikten sonra içimizde bir eksiklik hissi oluştu. Endülüs sadece saraylardan ve kalelerden ibaret olamazdı.

Haritaya baktık. Bir mescid işareti…

Yol bizi şehir merkezinden değil, sanki dünyanın kenarında kalmış bir yere götürdü. Çiftliği andıran bir alan. Evler birbirine yakın. Dışarıda çocuklar… Kimi koşuyor, kimi bisiklet sürüyor. Gürültüsüz, gösterişsiz, doğal bir hayat.........

© Haksöz