Beni benimle bırak- Rachel Corrie/ Vefatının 23. yılında, 23 yıllık bir vicdanın seyir defteri
Filistin’de yaşanan insani krize, şiddetsiz eylemlerle karşı çıkarken İsrail ordusunca buldozerle ezilerek öldürülen (16 Mart 2003) Uluslararası Dayanışma Hareketi (ISM) aktivisti Rachel Aliene Corrie’nin günlüğü, 2008 yılında ailesince kitaplaştırılmıştı.
Bu kitap, 2025 yılında İZ Yayıncılık tarafından F. Ayçin Kantoğlu’nun çevirisiyle yayımlandı.
Beni Benimle Bırak, Rachel Corrie’nin on yaşından itibaren yazdığı şiir, nesir ve resim parçalarını bir araya topluyor. Eser; 23 yıllık bir ömrün değerler atlasını, bir dönemin siyasi atmosferini, Amerikan orta sınıfının mitlerini, inançlarını, alışkanlıklarını, sosyal yaşamını sansürsüz olarak bize taşıyor. Kitap, aktivist bir sanatçının gençlik portresi olmanın ötesinde; sıradan bir hayatı anlamlı bir vicdan sembolüne dönüştürme yolculuğu adeta.
Hayatı, Çocukluk Sezgileri, Yazma Tutkusu ve Cesareti
Rachel Corrie, orta sınıf, liberal bir ailenin üçüncü çocuğu olarak 1979 yılında ABD’nin Olympia kentinde doğdu. Çocukluğundan itibaren insan hakları ve barış temalı projelerde rol aldı.
Daha üç yaşındayken bir park gezintisinde Rachel’in, "Burası kocaman bir dünya ve ben ona gidiyorum" cümlesi ile yine aynı yaşlarda sorduğu "Cesur olmak büyümenin parçası mı anne?" sorusu, onun dünyayı algılama biçimine dair erken işaretler olarak okunmalı. 1989’da ilkokul beşinci sınıftayken dünyadaki açlık üzerine yaptığı grup konuşmasında, "Buradayım çünkü her gün açlıktan ölen kırk bin insanı önemsiyorum. Bunların çoğu çocuk. Bu insanların da tıpkı bizim gibi, hayal kurduğunu, düşündüğünü anlamalıyız" diyerek dinleyenleri, ‘öteki’ne dair empatiye çağırdı.
İçinden geçtiği zamanın kaydını tutan Rachel; şiire, resme, müziğe ve hikâyeye ilgiliydi. Yazar olmak ister, kitaplar okurdu. On altı yaşındayken, "içgüdüsel bir yazmak hali benimkisi. Bir mektup gibi postalıyorum kişisel dünyamı" cümlesini kaydetti. Çocukluğundan itibaren sorumluluk almaya, okumaya, yazmaya ve çizmeye odaklanan Rachel; çevre, adalet ve özgürlük konularına ilgi duydu. Tıpkı yazma arzusu gibi başka insanların acısını hissetmede de içgüdüsel bir yeteneği vardı. Lise ve üniversite yıllarında faturalarını ödemek için Ulusal Park, acil durum kliniği, ruh sağlığı merkezi gibi kuruluşlarda çalıştı. Yaptığı işler dünyaya bakış açısını, aktivizmini, sanatını geliştirdi. Fakat o hangi işi yaparsa yapsın ömrünün sonuna kadar yazar kalmak istiyordu.
Onun günlüğüne baktığımızda yalnız bir otobiyografiyi değil bir sanat dilinin adım adım gelişimini görüyoruz. Küçük yaşlardan itibaren yazı ve çizgisinde sürrealist imgeler belirgindir. F. Ayçin Kantoğlu’nun çevirisi ise bu efsunlu dili, Türkçenin edebi zenginliğiyle buluşturarak metni “tarihi bir belge" olmaktan çıkarıp bir anlam arayışına dönüştürüyor.
Rachel Corrie’nin anlatımındaki zengin metafor dünyası (kelebek, ateş, kule, rhododenderon, rüzgâr, rüya, ölüm ve omuz silkme, trillium, tavşan deliği, balık, …) onun Modern Batı Edebiyatı’nı iyi bilen ‘sürrealist bir gözlemci’ olduğunu kanıtlıyor.
Arayış ve Farkındalıkları
Rachel’in bütün hayatı hakikati arayış, yanlışı fark etme ve adalet için harekete geçme üzerine kuruludur. Çocuk yaşlarından itibaren yaşadığı şehrin yerlilerini, derelerini, balıklarını, bitki örtüsünü bir bilim insanı merakıyla inceler. 1997 yılında serbest sanatlar okuluna kaydolması ve evinden ayrılıp yurda yerleşmesi, sanatçı-aktivist bilincini geliştirip netleştiren hayati bir dönüm noktasıdır. Burada sanat, yazarlık, yerel tarih, emek ve siyaset bilimi eğitimi alırken; doğaya saygı, sade yaşam ve haksızlıklara karşı durma ilkelerini içselleştirir. Yavaş yavaş çevresindeki başıboş hayatlardan uzaklaşır. Başka insanların acılarını önlemeye dönük aktivitelere katılır.
1991 yılında Irak’ı işgal eden ABD askerine şöyle........
