LOL
Deniz Göktaş’ın gösterisini yazın ortasında acaba yazı malzemesi çıkar mı diye izledim. Ama daha yazamadan olay basit bir stand-up gösterisinin sınırlarını aştı, bambaşka yerlere taşındı. Bu arada Göktaş da hapse girdi, nihayet çıktı. Geçen üç ayda Göktaş’ın gösterisi 15 milyon gibi abartılı bir izlenme oranına ulaştı. Rekor denilebilecek bu rakamda YouTube’un izlenme oranlarını hesaplama yöntemini değiştirmesi de etkili; eskiden “izlenme” video’nun ilk 30 saniyesinde sayılıyordu, şimdi başlar başlamaz. Bu durumda pek çok video da olduğundan çok daha fazla izleniyor gözüküyor.
Teknik ayrıntılara girmeye gerek yok, Göktaş epey izlendi. Gösterisi yayınlandığında özellikle muhalif mahalle onun cesaretine hayrandı, hapse girip çıktıktan sonra onu kahraman ilan ettiler. Mahkemede yaptığı savunma adeta “J’accuse!” muamelesi görüyor. Belki başlarda hiç niyeti olmasa da Göktaş da ister istemez kendisini bu dalgadan koruyamıyor. Bir komedyendense toplum önderi gibi konuşuyor. Ecz. kesin ona milletvekilliği, belediye başkanlığı teklifi götürmeyi düşünüyordur.
Gösteride Göktaş’ın topluma yön vermeye pek de ilgili olmadığı anlaşılıyordu. Her komedyenin yaşadığı toplumla ilgili bazı görüşleri, kaygıları, eleştirileri olabilir ama bunu dillendirmek, malzeme yapmak artistik tercihine kalır. Göktaş da gösterisinde ucunun siyasete dokunduğu birtakım espriler yapıyor ama derinlikleri en fazla bir “tweet” kadardı.
Gösteriyi izler izlemez de söylemek istediğim aslında buydu. Göktaş fazlasıyla sosyal medyanın yön verdiği bir balonun içinde yaşıyor, o yankı odasına hitap ediyor, malzemelerini o yankı odasından topluyor. Bu komedi açısından sıkıntılı bir alan.
Komedi gösterilerinde iki cümlelik sürenin bile önemi büyüktür, çünkü bir-iki saniye izleyiciyi elinde tutmakla dikkatinin dağılması arasındaki ölüm kalım mesafesidir. Özellikle de stand-up sanatçısının en büyük zorluğu izleyiciyi her an kendine bağlı kalmasını sağlamaktır. Evde bulaşık yıkarken falan da izlenebilir stand-up kuşkusuz. Ama iyi bir gösteride komedyenin anlattıklarına yoğunlaşmaktan musluğu açık unutursunuz, hatta tabakları elinizden düşürebilirsiniz. “Ölü Deniz” izlerken, bilgisayarda oynarken, kendimi odada........
