Türkiye'nin gücü nereye kadar?
Türkiye’nin sadece merkezinde bulunduğu coğrafyada değil, çok daha geniş bir alanda ortaya çıkan değişimle nasıl irtibat sağlayacağı üzerinde durmak gerekiyor.
Küresel egemenlik üzerinden devam eden çatışmalar, sadece yöntem ve biçim olarak değişiyor. Dolayısıyla her durumda ister dünya sistemi, isterse uluslararası sistem olarak adlandırılsın fark etmez. Türkiye bu çatışmaların, büyük küresel rekabetin en yoğun olduğu coğrafi alanda yer alıyor.
GÜCÜNÜN SINIRLARINI BİLMEK
Abartılı yaklaşımların daima büyük hayal kırıklığı ile cevap bulduğu malum. Ülkemizin nerede bulunduğu ve nereye gittiği konusunda değerlendirme yaparken, gücünün sınırlarını doğru tanımlamak daima iyi bir başlangıç olacaktır.
Çok değil, son iki yıl içinde İran hayli etkin ve derinlemesine nüfuz sahibi olduğu bazı alanlardan önemli ölçüde çekilmek durumunda kaldı. Lübnan ve Suriye’deki tabloya Yemen’i de eklemek mümkün.
Irak’ta ise ülkenin işgalinden sonra ABD ile yaptığı gizli-açık ittifaklarla elde ettiği alanda henüz aynı düzeyde kayba uğramış değil. Yeni seçimler Irak’taki dengelere dair önemli ipuçları verecek. Fakat her durumda Tahran’ın Bağdat’taki hakimiyetinin giderek zayıflayacağını öngörebiliriz.
Kendi jeopolitik gerçekliğinize uymayan hamlelerin, sadece mevzi kaybına değil; kendi iç dengelerinizi de alt-üs edebileceğine dair önemli bir örnek İran’ın yaşadıkları.
BOŞLUĞU KİM DOLDURACAK
Bu hareketlilik üzerinden sıkça gündeme getirilen bir tez var.........
