Bir büyük mutluluk mu bir dolu küçük mutluluk mu tercih edersiniz?
Kimileri bunun bir eksiklik olduğunu söylüyor! Hayatta var olabilmek hırs ve rekabet duygusu çok önemliymiş. Bu doğuştan insanın içinde olan bir şey mi yoksa hayatı anladıkça geliştirilen bir duygu mu bilmiyorum; bildiğim tek şey bu ikisi ben de hiç olmadı.
İlkokulda sınıfta çok çalışkan arkadaşlarım vardı. Annem hep dersleri pekiyi olan arkadaşlarımı örnek gösterip beni gaza getirmeye çalışırdı: “Sen Halit’ten daha iyisini yapabilirsin…” Bu ‘daha iyisini yapabilme’ kalıbı tüm çocukluk ve ergenlik dönemimde takip etti beni: “Sen ondan daha hızlı koşabilirsin, daha güçlü olabilirsin, daha yüksek puan alabilirsin…” Anneme göre ben birçok konuda arkadaşlarımdan ‘daha iyi olabilirdim’ ancak bir sorun vardı o da benim böyle bir isteğim olmaması! Beden dersin birilerinin benden daha hızlı koşması, benim sonuncu olmam umurumda değildi. Teneffüslerde bilek güreşi turnuvalarında kürdandan hallice kollarımla ilk yenilen olmak beni üzmez, bu saçma yarışmadan hemen kurtulduğum için mutlu ederdi. Çocukken arkadaşlarım arasında atari salonlarında en az süre geçiren bendim. Bir seviye, bir seviye daha atlamak için ekranın başında saatlerce oturmaktan daha sıkıcı bir şey hatırlamıyorum. Üniversitede arkadaşlarımın okey müsabakalarına bırakın dahil olmayı ‘yancı’ olarak oturmak bile zulümdü benim için. Bir şeyin şampiyonu olmak istemedim hiç, herkesi geçip zirveye ulaşmak gibi bir derdim de olmadı. Sadece beni mutlu edecek kadar mücadele ettim… Rekabetim kendimle oldu hep, başkalarıyla değil. Kimseyi geçmek için hırs da yapmadım.........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Gideon Levy
Waka Ikeda
Mark Travers Ph.d
Grant Arthur Gochin
Tarik Cyril Amar