menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yapay zekada Türkiye için yeni eşik

71 0
20.09.2026

Türkiye, yapay zeka konusunda yeni ve önemli bir kurumsallaşma sürecine giriyor.

2026-2030 Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı kapsamında Ulusal Yapay Zeka Kurulu ile bir Program Ofisi kuruluyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında faaliyet gösterecek kurul, ulusal önceliklerin belirlenmesinden kaynakların yönlendirilmesine, kurumlar arasındaki yetki uyuşmazlıklarının giderilmesinden büyük ölçekli yatırımların koordinasyonuna kadar çok hayati bir görev üstlenecek.

Program Ofisi ise alınan kararların uygulamaya geçmesini, takvimi, bütçeyi ve performans göstergelerini takip edecek. Program Ofisinde, kamu yapay zeka uygulamalarının planlanması ve koordinasyonunu sağlamak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı Kamu Yapay Zeka Genel Müdürlüğü de yer alacak.

Konuyla alakalı hemen herkesi çok heyecanlandıran ve umutlandıran bu adımı sıradan bir idari yapılanma olarak okumak eksik kalır.

Neden mi? Çünkü yapay zeka çağında ülkeler arasındaki temel ayrım giderek teknolojiyi kullananlar ile kullanmayanlar arasında oluşmuyor. Asıl ayrım, yapay zekanın altyapısını, verisini, hesaplama kapasitesini, kurallarını ve ürettiği bilgiyi ne ölçüde kontrol edebildiğiniz üzerinden şekilleniyor.

Daha önce “Teknopolitik düzen ve Türkiye” başlıklı yazımda da vurguladığım gibi yapay zeka, ileri seviye çiplerden veri merkezlerine, hesaplama gücünden kritik minerallere kadar uzanan geniş bir ekosistemin parçası. Bu ekosistem artık doğrudan devlet kapasitesini ve küresel güç dağılımını etkiliyor.

Bu yüzden Ulusal Yapay Zeka Kurulu’nu yalnızca projeleri koordine edecek yeni bir yapı olarak görmemek gerekiyor.

Türkiye, yapay zeka çağında kendi teknolojik kararlarını verebilen bir ülke olacak mı?

Son yıllarda yapay zekayı çoğunlukla uygulamalar üzerinden tartıştık.

Yeni modeller ne yapabiliyor, hangi meslekler dönüşecek, öğrenciler ödevlerini yapay zekaya mı yazdıracak, iş dünyasında verimlilik ne kadar artacak?

Bunların hepsi önemli. Fakat devletler açısından daha temel sorular var.

Bir ülkenin kullandığı yapay zeka modelleri nerede geliştiriliyor?

Hangi veriyle eğitiliyor?

Veriler nerede tutuluyor?

Hesaplama altyapısını kim sağlıyor?

Kamu kurumları hangi modelleri kullanıyor?

Kritik karar süreçlerinde dışa bağımlılık hangi seviyeye ulaşıyor?

Ve daha da önemlisi bu sistemler Türkiye’yi, Türkçeyi, Türkiye’nin tarihini ve toplumsal gerçekliğini hangi kaynaklardan öğreniyor?

“Algoritmaların hafızasında Türkiye” yazımda üzerinde durduğum mesele tam olarak buydu. İnsanlar artık bilgiye ulaşmak için yalnızca........

© Habertürk