Rekabet gücü için topyekûn hareket çağrısı
Dünyada üretimin kuralları değişiyor. Türkiye’nin de bu değişimi seyretmek yerine yeni bir üretim vizyonu geliştirmesi gerekiyor. Çin'e karşı yalnızca şirketler değil, ekonomiler yarışıyor. ABD'nin bile yeniden sanayi politikasına sarıldığı yeni dönemde İSO Başkanı Erdal Bahçıvan devleti üretimin yanına çağırıyor: “Girişimci devlet” ve “yeni nesil DPT” ile birlikte ve organize koşalım. Dünün küreselleşmesinde şirketler ülkelerden bağımsız yarışıyordu. Bugünün dünyasında ülkeler şirketleriyle birlikte yarışıyor.
İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan’ın ağustos ayı Meclis toplantısındaki konuşması, aslında yalnızca sanayicilerin sorunlarını sıralayan bir konuşma değil, Türkiye’nin önündeki yeni ekonomik döneme ilişkin önemli bir çağrıydı.
Çağrının özü şu: “Devlet olarak gel birlikte plan yapalım, birlikte ve organize bir şekilde koşalım.”
Çünkü artık rekabet yalnızca şirketler arasında yapılmıyor. Devletler de üretim kapasitesi, teknoloji, finansman, enerji, eğitim ve tedarik zincirleri üzerinden birbirleriyle yarışıyor.
Bahçıvan’ın “girişimci devlet” ve “yeni nesil Devlet Planlama Teşkilatı” önerisi bu nedenle dikkat çekici.
Küreselleşmenin kuralları değişti
1980’lerden sonra dünyaya hâkim olan anlayışta devletin ekonomideki rolü mümkün olduğunca küçültüldü. Piyasalar serbestleşti, ticaret ve sermaye hareketlerinin önündeki engeller kaldırıldı, üretim küresel tedarik zincirlerine dağıldı.
Bu model uzun süre önemli kazanımlar sağladı. Ancak 2008 küresel krizinden pandemi dönemine, jeopolitik gerilimlerden Çin’in yükselişine kadar yaşanan gelişmeler eski varsayımları sarstı.
Bahçıvan’ın ifadesiyle, “kuralsız, plansız bir ekonomik modelin sınırları” artık görülmüş durumda.
Pandemi, yalnızca maliyetin değil, tedarik güvenliğinin de önemli olduğunu gösterdi. Jeopolitik gerilimler, kritik ürünlerde dışa bağımlılığın stratejik bir zaaf olduğunu ortaya koydu. Yapay zekâ ise rekabetin bambaşka bir düzleme taşındığını gösteriyor.
Bugün dünyanın fabrikası durumuna gelen Çin stratejik sektörlerde üretim kapasitelerini, teknolojik yetkinliklerini ve yatırımlarını devlet politikalarıyla destekliyor. Avrupa yarıştan kesildi. ABD ise stratejik alanlarda Çin’in yoluna girdi.
Çünkü karşıdaki rakip artık yalnızca Çinli bir şirket değil, organize olmuş bir üretim ekosistemi var.
Şirket tek başına, Çin organize
Türkiye’nin sanayicisi yıllardır rekabet ediyor. Üretiyor, ihraç ediyor, pazar çeşitlendiriyor. Türkiye bugün önemli bir bölgesel sanayi ve tedarik merkezi haline gelmiş durumda.
Ama yeni dönemin rekabeti daha çetin.
Çünkü Türkiye’nin karşısındaki rakip, yalnızca düşük maliyetle üretim yapan fabrikalardan oluşmuyor. Teknoloji, finansman, altyapı, eğitim, lojistik, enerji ve devlet politikalarının birbirini tamamladığı büyük bir sistemle karşı........
