Piyasaları sürükleyen üç büyük hikaye
Küresel piyasalarda geçen hafta yaşananlar, yalnızca bir haftalık fiyat hareketlerinden ibaret değildi. Piyasaların önümüzdeki dönemde hangi değişkenlere daha fazla ağırlık vereceğine ilişkin önemli işaretler ortaya çıktı.
ABD borsaları yükseldi, Avrupa borsaları rekor kırdı, altın sert yükseldi, dolar geriledi, yen değerlendi. Petrol ise İran ve Hürmüz Boğazı üzerinden jeopolitik gelişmelere göre bir aşağı bir yukarı hareket etti. Tahvil faizleri yüksek kalırken, yapay zekâ ve çip hisselerinde seçicilik başladı.
Bütün bunların üzerine bir de Trump faktörü bindi.
Dolayısıyla küresel piyasaların yeni denkleminde artık yedi önemli başlık öne çıkıyor: Trump, Fed, tahvil, dolar, altın, yen ve AI.
Asıl mesele ise bunların birbirinden bağımsız hareket etmemesi. Tam tersine, biri diğerini etkiliyor.
Borsalar yükseliyor ama liderlik değişiyor
ABD'de S&P 500 geçen hafta yeni rekor seviyeye çıktı. Nasdaq yaklaşık yüzde 5,2, S&P 500 yüzde 3,6, Dow Jones ise yüzde 3 yükseldi. Nasdaq'ın ve S&P 500'ün haftalık performansı nisan ayından bu yana en güçlü haftalardan biri oldu.
Fakat yükselişin kendisinden daha önemli olan, yükselişin niteliği.
AI ve çip hisselerinde artık seçicilik başladı. Her yapay zekâ şirketi aynı ölçüde satın alınmıyor. AMD beklentileri karşılamasına rağmen yatırımcıları tatmin edemedi. Bazı yüksek değerlemeli teknoloji hisselerinde satışlar görüldü.
Piyasa AI hikâyesini terk etmiyor. Fakat artık her AI hissesini aynı fiyattan satın almıyor.Bu önemli.
Çünkü yapay zekâ yatırımları hâlâ küresel büyümenin en önemli motorlarından biri. Fed de AI yatırımlarının ekonomik aktiviteyi desteklediğini vurguluyor. Ancak bu hikâyenin giderek daha fazla kâr, verimlilik ve nakit akışı üzerinden sorgulanması bekleniyor.
Dolayısıyla bundan sonra sadece endekslerin yönüne değil, endekslerin içinde paranın nereye gittiğine bakmak gerekecek.
Avrupa neden daha iyi performans gösteriyor?
Avrupa borsaları da geçen hafta rekor seviyelere çıktı.
Burada ABD'den farklı bir hikâye var. Avrupa'da şirket kârları güçlü seyrediyor. Enerji ve temel malzeme şirketleri öne çıkıyor. Bunun yanında petrol fiyatlarındaki gerileme beklentisi Avrupa açısından önemli bir rahatlama sağlıyor.
İran-ABD görüşmelerinde ilerleme ve Hürmüz Boğazı'na ilişkin risklerin azalabileceği beklentisi petrol üzerindeki savaş primini düşürdüğünde Avrupa piyasaları bundan daha fazla yararlanıyor.
Çünkü Avrupa enerji fiyatlarına ABD'den daha duyarlı.
Bu nedenle küresel piyasalarda yeni bir rotasyon ihtimali beliriyor: ABD teknoloji hisseleri yerine Avrupa hisseleri, büyüme yerine değer, yüksek değerleme yerine daha makul fiyatlama.
Henüz kalıcı bir trend olduğunu söylemek için erken. Ama piyasa bunu deniyor.
Tahvil piyasası asıl hikâyeyi anlatıyor
Borsalar yükselirken tahvil piyasası aynı ölçüde rahat değil.
ABD'nin uzun vadeli tahvil faizleri yüksek kalıyor. 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,7 civarında, 30 yıllık tahvil faizi ise yüzde 5'in üzerinde seyrediyor.
Burada çok önemli bir ayrım var.
Fed kısa vadeli faizleri belirliyor. Tahvil piyasası ise uzun vadeli enflasyonu, büyümeyi ve kamu borcunun finansman maliyetini fiyatlıyor.
Dolayısıyla Fed faiz indirimi sinyali verse bile uzun vadeli tahvil faizleri yüksek kalabilir.
Bu da borsaların yüksek değerlemeleri açısından önemli bir risk.
Çünkü bugünkü hisse fiyatlarının önemli bir bölümü gelecekteki kazançların bugünkü değerine dayanıyor. Uzun vadeli faiz yükseldikçe o gelecekteki kazançların bugünkü değeri düşüyor.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde yalnızca “Fed faiz artıracak mı, indirecek mi” sorusuna değil, 10 ve 30 yıllık ABD tahvil faizlerinin nereye gittiğine bakmak gerekiyor.
Cuma günü gelen istihdam verisi denklemi değiştirdi
Haftanın en önemli gelişmesi ise cuma günü geldi.
ABD ekonomisi temmuz ayında 23 bin istihdam kaybetti. Piyasa ise yaklaşık 80 bin yeni istihdam bekliyordu.
Daha da önemlisi, mayıs ve haziran aylarına ilişkin istihdam rakamları toplam........
