Bir Ankara distopyası: Kızılay’ın plazaları, Demetevler’in balkonlarına karşı
Kızılay, elindeki deri çantasını masaya koyup hafif bir küçümsemeyle başlar: “Bak Demet kardeş… Ben Türkiye’nin kalbiyim. Bakanlıklar bende, elçilikler bende, o meşhur gökdelenler bende. Benim sokaklarımda tarih yazılır, senin sokaklarında ise sadece halı silkilir. Sen iç içe geçmiş apartmanlarınla navigasyonu bile bozuyorsun, ben ise ızgara planımla medeniyetin zirvesiyim.”
Demetevler, o meşhur “İvedik Caddesi” esnafı edasıyla bıyık altından güler: “Yahu Kızılay efendi… Sen akşam 7’den sonra hayalet şehre dönüyorsun, benim buralarda gece 2’de bile ‘taze çekirdek var mı?’ diye dükkan açılır. Sen plazalarda........
