Türk bayrağına el uzatan, karşısında bir milleti bulur!
Değerli vatansever,
Millî duyguları güçlü, onurlu Türk Milleti;
Ortak tarihimizin, ortak kaderimizin ve omuzlarımızda taşıdığımız ortak sorumluluğun bilinciyle bu satırları kaleme alıyorum.
Bizi biz yapan değerlerin başında, uğruna ağır bedeller ödenmiş bayrağımız gelir. O bayrağın rengi rastgele seçilmemiştir; hangi cephelerde, hangi direnişlerde, hangi can pahasına bedeller ödeyerek, bugünlere taşındığını bilen bir milletiz. O kırmızı, yalnızca bir renk değil; şehidin kanı, gazinin onuru, bir milletin diz çökmeyi reddeden iradesi ve anaların duasıdır.
Bu bilinci taşıyan insanlar olarak, damarlarımızda dolaşan asil kanın farkındayız. Bu farkındalık, övünçten değil; sorumluluktan doğar. Çünkü tarih bize yalnızca bir geçmiş bırakmamış, aynı zamanda korunması gereken bir gelecek de emanet etmiştir.
Bizler, bayrağa bakarken sadece bugünü değil; dünün mücadelesini ve yarının sorumluluğunu da görürüz. İşte bu yüzden bu seslenişim, bir anlık duygunun değil; köklü bir aidiyetin, sarsılmaz bir duruşun ifadesidir.
Nusaybin’de Türk bayrağımıza uzanan el, yalnızca bir kumaşa değil; bir milletin onuruna, tarihine ve ortak hafızasına yönelmiş açık bir meydan okumadır. Bu topraklarda bayrak, sıradan bir sembol değil; bin yıllık mücadelenin, şehitlerin, gazilerin ve ayakta kalma iradesinin adıdır.
Bayrağa uzanan her el, karşısında yalnızca devleti değil, seksen beş milyonun vicdanını bulur.........
