menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

FAİZDEN KAÇARKEN FONLARA YAKALANMAK

24 0
06.10.2026

Efendim,Hacı amca bankaya parasını çekmeye gitmiş. İşlemlerini yapan hanımefendinin çayını sol eliyle içtiğini görünce dayanamamış:“Hanım kızım, çayını sağ elinle iç. Hem sünnettir hem sevaptır.”Kadın da gayet sakin cevap vermiş:“Amcacığım, sağ elimle sizin faiz gelirlerinizi hesaplıyorum.”Bizim faizle ilişkimiz biraz böyle.Şekle karşı son derece hassas, işin özüne gelince bir o kadar rahatız.Göbeğine kadar sakallı hacı amcalarımız, hacı teyzelerimiz bir taraftan faizin haramlığını anlatırken, diğer taraftan hangi banka daha yüksek faiz veriyor diye hesap yapabiliyor. Bir de işin daha nitelikli kısmı var. Okumuş, yazmış, ekonomiyi bilen, siyaseti takip eden, dünyayı tanıyan bir kesim...Onlar doğrudan faize bulaşmıyorlar!Fonlara giriyorlar, borsalara giriyorlar, çeşitli yatırım sistemlerine giriyorlar.Sistem de maşallah çok güzel:Bir koyuyorsun, yüz alıyorsun.Adı faiz olmuyor.Haksız kazanç olmuyor.Günaha uzaktan bakıyorlar, ekonomik abdestlerini de bozmuyorlar.Hamdolsun!Milyon koyup milyar götüren insan, günün sonunda kendisini dinî bakımdan son derece rahat hissedebiliyor. Çünkü kâğıdın üzerinde faiz yok. Ama küçük birikimini “Belki bize de bir şey düşer” ümidiyle aynı sisteme koyan vatandaş parasını kaybettiğinde, onun yaşadığı mağduriyet nedense sistemin ahlakını sorgulatmıyor.O zaman insanın aklına şu soru geliyor:Bu adam faiz hassasiyetinin mi, açgözlülüğünün mü, yoksa faiz hassasiyetini çok iyi pazarlayan insanların mı kurbanı oldu?Adını değiştirmek mahiyetini değiştiriyor mu?Bence meselenin düğümlendiği yer tam burasıdır.Biz Müslümanlar olarak ribânın haram olduğunu biliyoruz. Bunda bir tartışma yok. Fakat günümüz ekonomik sisteminde neyin ribâ, neyin ticari kâr, neyin yatırım getirisi, neyin enflasyon farkı, neyin finansman maliyeti, neyin risk primi ve neyin düpedüz haksız kazanç olduğu konusunda toplumun anlayabileceği berraklıkta ortak bir dil oluşturabilmiş değiliz.Sonuçta ortaya büyük bir kavram kargaşası çıkıyor.Bazen yüzde 8 banka faizinden kaçan insan, “faizsiz” denilen bir sistemde yüzde 15-20 daha fazla maliyete razı oluyor. Bazen bir finansal işlemde “faiz” kelimesini sözleşmeden çıkarıyoruz, yerine “kâr payı”, “hizmet bedeli”, “organizasyon ücreti” veya başka bir isim koyuyoruz ve vicdanen rahatlıyoruz.Halbuki adını değiştirmek, işlemin mahiyetini değiştirmiyor.Bir insanı faizden koruduğunuzu söylerken onu daha büyük bir maliyetin, haksızlığın veya sömürünün içine sokuyorsanız, burada artık yalnızca fıkhî şekli değil, ortaya çıkan sonucu da konuşmamız gerekir.Çünkü din yalnızca sözleşmenin başlığıyla değil, adaletle de ilgilenir.Faiz hassasiyeti yeni bir pazara dönüşürseİşin beni asıl rahatsız eden tarafı ise şudur:Milyonlarca Müslümanın çok samimi bir faiz hassasiyeti var. İnsanlar Allah'ın haram kıldığı bir kazanca bulaşmak istemiyorlar.Bu son derece kıymetli bir hassasiyet.Fakat büyük bir toplumsal hassasiyetin olduğu yerde büyük bir pazar da oluşuyor.İşte tehlike burada başlıyor.“Faizsiz.”“Helal yatırım.”“İslami........

© Habername