menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir Ramazan Hikayesi,

22 0
16.03.2026

Gurbet eli bizim için yapmışlar,Çatısını çok muntazam çatmışlar,Ölüm ile ayrılığı tartmışlar,Elli dirhem fazla gelmiş Ayrılık... (Karacaoglan)

Yıl 2021…Kaderin cilvesi ve sevk-i ilahi ile Amerika’ya gelmiştim. Öyle devlet bursu ile falan değil… kendi kısıtlı imkânlarımızla.Niyetim şuydu: Hem dilimi geliştirmek, hem doktoramı bitirmek, sonra memleketime dönüp faydalı işler yapmak. Niyet buydu; fakat akıbet belirsiz…Hiç unutmam…İlk yaşadığım yer New York Brooklyn’de bir Çin kasabasıydı.Kaldığım yerin yakınındaki Çin marketlerine yiyecek bir şeyler almak için gitmiştim. Marketi baştan sona dolaşmış, raflara uzun uzun bakmıştım. Ama benim yiyebileceğim tek şey olarak bir paket patates cipsi alıp çıkmıştım.O an insanın içini tarif edilmesi zor bir duygu kaplıyor.İşte o gün anladım ki gurbette insan sadece aç kalmaz…Bazen yalnız kalır,bazen garip kalır,bazen de kendini biraz zavallı hisseder.Elhamdülillah daha sonra Türk bakkallarının olduğunu öğrendim… ama ilk günlerin hatırası hep böyle kaldı kalbimde.O günlerde hayat kolay değildi.Bir yandan okula gidiyor, bir yandan paylaşımlı evlerde, paylaşımlı odalarda kalıyor, hem okul parasını hem de buradaki hayatın masraflarını karşılamaya çalışıyordum.Bazen yarı aç… bazen yarı tok… ama yine de içimde bir umut vardı.Atalarımız ne güzel söylemiş: “Umut fakirin ekmeğidir.”Derken Ramazan ayı geldi…Türkiye’de muhafazakâr bir ailenin ferdi olduğum için bizim evde Ramazan hazırlıkları aylar öncesinden başlardı.Anneciğim Ramazan için tarhanalar yapar, yufkalar hazırlar, sofranın örtüsünü değiştirir, evi baştan sona temizlerdi.Evimizde tatlı bir telaş başlardı…Bu Ramazan hangi aile büyükleri çağrılacak, hangi dostlar, hangi akrabalar iftara davet edilecek…Bayramda ne giyilecek, bana ve sevgili kız kardeşime hangi........

© Habername