menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ne tam seküler ne de eskisi kadar dindarız…”Ümit hala var mı?” Tabii ki var…

224 0
monday

Marmara Üniversitesinden Zübeyir Nişancı ve Hüseyin Sağlam tarafından yapılan ve İsar yayınları tarafından yayımlanan TGSS (Türkiye Genel Sosyal Saha Araştırması) araştırma bulgularıyla hazırlanan “Verilerle Türkiye’de İnanç ve Dindarlık Raporu” yayımlandı. Sosyal medya platformlarında rapora çok fazla atıf da yapıldı.

Bu önemli raporla ülkemizde “inanç” ve “dindarlık” noktasında ne durumdayızın adeta bir röntgeni çekilmiş. 2615 geçerli anketle tüm bölgelere, (yoğun kent, orta yoğun kent, kırsal alan) yaş gruplarına ve eğitim düzeylerine ulaşılmış ve anlamlı sonuçlar elde edilmiş.

70 sayfanın üzerindeki raporu okumayanlar için anlaşılır bir şekilde önemli gördüğüm noktaları özetleyerek dikkatinize sunmak istiyorum:

Allah’ın gerçekten var olduğuna inanıyorum ve bundan hiç şüphem yok

Beklenenin aksine toplumumuzda Allah inancının çok net bir şekilde korunduğunu görüyoruz. İnsanımızın “%94’ü Allah’a inandığını” söylüyor. Başlık altına koyacağım tabloyu incelediğimizde bu başlık altında iki husus çok önemli:

Birincisi başlığımızda da altını çizdiğim “Allah’ın gerçekten var olduğuna inanıyorum ve bundan hiç şüphem yok” diyenlerin oranı %89,45’ken,

“Allah’a inanmıyorum” diyenlerin oranı ise sadece %1,51’de kalıyor…

Bu kategoride önemli bir sonuçta: Kadınlarda Allah’a inanma oranı (%96), erkeklere kıyasla (%93) az da olsa daha yüksek olduğu görülmektedir.

Eğitim düzeyi arttıkça “inanç” oranında kademeli bir düşüş var...

Tüm eğitim gruplarında “Allah’a inancın” yüksek olduğu görülmekle birlikte, eğitim düzeyi arttıkça inanç oranında bir düşüş söz konusu olmaktadır.

Allaha inancın en yüksek olduğu grup %99 ile ilkokul mezunlarında görülürken, en düşük olan grup ise %87 ile lisansüstü eğitim görmüş olanlarda ölçülmüştür.

Araştırmadan çıkan önemli bir sonuç da kırsal kesimlerde yaşayanların kentlerde yaşayanlara kıyasla Allah inancının daha yüksek olduğudur.(%94). Bu oran yoğun kentlerde %93’e düşmektedir.

Allah inancının en düşük olduğu bölge Ege Bölgesi…

Tabloya baktığımızda Allah inancının tüm Ülkemizin her bölgesinde yüksek olduğu görülmektedir. Tüm bölgeler içerisinde Allah inancı %99’la kuzeydoğu Anadolu’da ve %98’le Doğu Karadeniz’de görülürken, en düşük olduğu bölge % 91’le Ege bölgesi olduğu ortaya koyulmaktadır.

Üniversite ve Lisansüstü mezunlarında ve Ege Bölgesinde “Bireylerin hayatında Allah’ın önemi” en düşük seviyede…

Çalışmada, bireylerin Allah’ın kendileri için önemine dair algı düzeyini ölçmek için katılımcılara Allah’ın hayatlarındaki önemini sorgulayan bir soru yöneltmiştir. Bu soru, dindarlığın doğrudan pratiklere ya da kimlik beyanlarına indirgenmeden, bireylerin Allah inancını yaşamlarının merkezinde nasıl konumlandırdığını anlamaya imkân tanımaktadır. Böylece Allah’a olan bağlılığın sadece mezhepsel aidiyet ya da ibadet alışkanlıkları üzerinden değil, daha temel bir varoluşsal düzeyde nasıl algılandığı ortaya konulmuş…

Bu başlık altında altı çizilmesi gereken noktalar:

Katılımcıların büyük bir çoğunluğu Allah’ın hayatlarında önemli bir yere sahip olduğunu ifade etmiştir(%94)

Kadınların %96’sı Allah’ın kendi hayatlarında “önemli” ya da “çok önemli” bir yere sahip olduğunu belirtirken, erkeklerde bu oran %92’de kalmıştır.

Allah’ın kişilerin hayatındaki önemine dair yanıtlar “önemli” ve “çok önemli” seçenekleri bir arada değerlendirilerek sunulmuştur. Buna göre en yüksek oran %99 ile ilkokul mezunları ve hiç okul bitirmemiş bireylerde görülmektedir. Ortaokul/ilköğretim mezunlarında oran %96, lise mezunlarında %93, üniversite mezunlarında %90, en düşük oran ise %88 ile lisansüstü eğitim almış grupta kaydedilmiştir. Bu dağılım, tüm eğitim gruplarında Allah’ın hayat içindeki öneminin yüksek bir düzeyde vurgulandığını ancak eğitim seviyesi yükseldikçe bu oranın bir miktar azaldığını göstermektedir

Bölgeler bazında baktığımızda Allah hayatımızda “hiç önemli değil” cevabında en yüksek oran (%9) Ege bölgesi olurken “Allah'ın hayatımızdaki önemi” “çok önemli” cevabında da en düşük bölge (%69) yine Ege bölgesi olmaktadır.

Doğu Karadeniz’de %88, Ortadoğu ve Güneydoğu Anadolu’da %87 ve en yüksek olarak Kuzeydoğu Anadolu’da %94 oranında Allah’ın hayatlarda önemli bir yere sahip olduğu ifade edilmiştir.

Eğitim seviyesi arttıkça dindarlık azalıyor…

Katılımcılara kendilerini ne ölçüde dindar gördüklerini belirttikleri sorulmuş (inanç ve pratiklerden bağımsız) :

Toplumun önemli bir kesimi kendisini “dindar” ya da “çok dindar olarak tanımlamış (%67)

“hiç dindar değilim” veya “dindar değilim” diyenlerin oranı ise toplamda %10’da kalmıştır. Katılımcıların %23’ü ise herhangi bir taraf belirtmeyerek “ne dindarım ne değilim” ifadesini seçmiştir. Bu bulgular, toplumun büyük bir çoğunluğunun dindarlık ile özdeşleştiğini, fakat kayda değer bir kesimin kendisini bu tanımlamanın dışında ya da nötr bir konumda tuttuğunu göstermektedir.

Kadınlar burada da erkeklere fark atmış. Kadınların %73’ü kendisini “dindar” veya “çok dindar” olarak tanımlarken, erkeklerde bu oran %62’ye düşmüş…

Dindarlık algısının yaş gruplarına göre büyük farklılıklar ortaya çıkmıştır. En yüksek oran, %73 ile 65 yaş ve üzerinde görülürken, 18-24 yaş grubunda ise %57’ye düşmüştür…

Ara başlıkta da ifade ettiğimiz üzere eğitim seviyesi yükseldikçe dindarlık azalmaktadır. Hiç okul bitirmeyenlerde %85 olan dindarlık (dindar ya da çok dindar) , ilkokul mezunlarında %82, ortaokul/ilköğretimde %75 olan bu oran, lise mezunlarında %63, üniversite mezunlarında %55’e, lisansüstü eğitim alanlarda ise %43’e kadar inmektedir…

Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri de bölgeler arası farklılıkta görülmektedir. Doğu bölgeleri daha dindarken Ege ve Akdeniz daha az dindar olarak ortaya çıkmaktadır. (Kuzeydoğu Anadolu’da %87 olan oran Ege’de %58)

Her on kişiden dördü beş vakit namazı düzenli kılıyor…

Katılımcılara beş vakit namazı ne sıklıkla kıldıkları sorulmuş ve yanıtlar üç ana grupta görselleştirilmiştir. Buna göre, toplumun %36’sı namazı “hiçbir zaman” ya da “nadiren” kıldığını belirtmiştir. %24’lük bir kesim “ara sıra” kıldığını ifade ederken, %40’ı ise “sık sık” veya “her zaman” kıldığını söylemiştir. Bu dağılım, Türkiye toplumunda beş vakit namaz pratiğinin oldukça farklılaşmış bir şekilde yaşandığını göstermektedir. Düzenli kılanların oranı (%40), hiç kılmayan veya seyrek kılanlarla (%36) neredeyse denk durumdadır. Öne çıkan bulgu, katılımcıların yaklaşık %40’ının bu ibadeti düzenli olarak yerine getirdiğidir

Namaz başlığı altında araştırmada ortaya çıkan önemli bulgular;

Kadınların %49’u namazı “sık sık” ya da “her zaman” kıldığını belirtirken, erkeklerde bu oran %32 ile daha düşük seviyede kalmaktadır. Öte yandan, hiç kılmayan veya nadiren kıldığını söyleyenlerin oranı erkeklerde %43 iken, kadınlarda %29’dur. “

Bulgular genç yaş gruplarında düzenli namaz kılma oranının düşük, ileri yaşlarda ise daha yüksek olduğunu göstermektedir. 18–24 yaş grubunda düzenli kılanların oranı %26 iken, 65 yaş ve üzerindekilerde bu oran %55’tir.

“Eğitim seviyesi yükseldikçe düzenli namaz kılma pratiği azalıyor.”… Hiç okul bitirmeyenlerde düzenli namaz kılanların oranı %72 gibi oldukça yüksek bir düzeydedir. İlkokul mezunlarında düzenli kılanların oranı %55’e, ortaokul/ilköğretim mezunlarında %41’e, lise ve üniversite mezunlarında %33–34’e kadar düşmektedir. En düşük oran lisansüstü mezunlarda görülmekte olup düzenli kılanların oranı yalnızca %22’dir.

“Beş vakit namaz Ege’de en düşük düzeyde”… . Bulgulara göre, düzenli olarak namaz kılmada En düşük oranlar Ege (%23), Batı Marmara (%30) ve Batı Karadeniz (%30) bölgelerinde görülmektedir. İstanbul’da düzenli kılanların oranı %42 iken, Doğu Marmara’da %46’ya çıkmaktadır. Orta Anadolu’da bu oran %33’tür. Doğudaki bölgelerde ise oranlar dikkat çekici şekilde artmaktadır: Doğu Karadeniz’de %49, Güneydoğu Anadolu’da %58, Ortadoğu Anadolu’da %61 ve Kuzeydoğu Anadolu’da %68 ile en yüksek seviyeye ulaşmaktadır.

Hem ibadet hem toplumsal bir ritüel olarak Cuma Namazı oldukça yaygın…

Bulgulara göre erkeklerin %76’sı cuma namazını düzenli olarak (her hafta ya da ayda birkaç kez) kıldığını belirtirken, %24’ü “hiçbir zaman” ya da “yılda bir veya daha az” kıldığını ifade etmiştir. Beş vakit namaz pratiği erkekler arasında sınırlı düzeyde yerine getirilse de cuma namazı hem dinî yükümlülüğü hem de toplumsal bir ritüel niteliği nedeniyle çok daha yaygın bir şekilde sürdürülmektedir.

Düzenli olarak cuma namazı kılanların oranı tüm yaş gruplarında %73 ile %79 arasında değişmektedir. En yüksek oran %79 ile 65 yaş ve üzerindekilerde görülürken, en düşük oran %73 ile 35–44 yaş grubundadır. Buna karşılık, hiç kılmayanlar veya yılda birden az kıldığını belirtenlerin oranı tüm yaş gruplarında %21–27 aralığındadır. Bu bulgular, günlük beş vakit namaz pratiğinde gözlenen yaş farklarının cuma namazı için geçerli olmadığını ortaya koymaktadır (bkz. Grafik ‎3.1.3). Cuma namazı, gençlerden yaşlılara tüm yaş gruplarında oldukça benzer düzeyde ve yüksek bir katılımla yerine getirilmektedir.

Lisansüstü eğitim almış erkeklerde düzenli olarak cuma namazı kıldığını belirtenlerin oranı %53’te kalırken, hiç kılmayanlar veya yılda birden az kılanların oranı %47’ye ulaşmaktadır. Üniversite mezunlarında düzenli kılma oranı %68 olarak gözlemlenmektedir. Ortaöğretim düzeyinden itibaren düzenli kılma oranı daha da artmaktadır: lise mezunlarında %78, ortaokul/ilköğretimde %84, ilkokulda %83 ve hiç okul bitirmeyenlerde %80’dir. Eğitim düzeyi yükseldikçe düzenli cuma namazı kılma oranı azalmakta; daha düşük eğitim düzeylerinde ise yüksek katılım dikkat çekmektedir

Düzenli olarak cuma namazı kıldığını belirtenlerin oranı en düşük Ege (%63) ve İstanbul (%67) bölgelerindedir. Buna karşılık, iç ve doğu bölgelerde katılım çok daha yüksektir: Orta Anadolu’da %84, Doğu Karadeniz’de %78, Güneydoğu Anadolu’da %79, Doğu Marmara’da %81 ve Batı Anadolu’da %75. En yüksek oranlar ise Kuzeydoğu Anadolu (%94) ve Ortadoğu Anadolu (%91) bölgelerindedir.

Ramazan orucu, toplumda en yaygın dinî pratik…

Katılımcıların %76’sı Ramazan ayında “her zaman” veya “sık sık” oruç tuttuğunu belirtmiştir. %9’u orucu “ara sıra” tuttuğunu ifade ederken, %16’sı “hiçbir zaman” oruç tutmadığını söylemiştir.

Beş vakit namaz ve cuma namazıyla karşılaştırıldığında oruç, çok daha geniş bir katılımla yerine getirilen bir ibadet olarak öne çıkmaktadır.

Kadınların %81’i Ramazan ayında “her zaman” ya da “sık sık” oruç tuttuğunu belirtirken, erkeklerde bu oran %71’dir. Buna karşılık, hiç oruç tutmayanların oranı erkeklerde %18 iken kadınlarda %13’tür. Bu sonuçlar, kadınların erkeklere kıyasla Ramazan orucunu daha düzenli tuttuğunu ortaya koymaktadır

Bulgulara göre genç yaş gruplarında orucu düzenli tutma oranı daha yüksektir. 18–24 yaş grubunda düzenli (sık sık veya her zaman) oruç tutanların oranı %81, 25–34 yaş grubunda %80’dir. Bu oran yaş ilerledikçe kademeli olarak düşmekte; 35–44 yaşta %78, 45–54 yaşta %71, 55–64 yaşta %67 ve 65 yaş üstünde %64’e inmektedir

Bulgular, düzenli olarak oruç tutanların oranının tüm eğitim gruplarında yüksek olduğunu ancak lisansüstü mezunlarda belirgin biçimde daha düşük (%66) kaldığını göstermektedir.

En düşük düzenli oruç tutma oranı Ege bölgesindedir (%56). Akdeniz (%66) ve Batı Marmara (%65) da görece düşük oranlara sahiptir. Doğu Karadeniz’de (%95) ve Kuzeydoğu Anadolu’da (%97) ise neredeyse tüm katılımcılar oruç tutmaktadır.

Kadınların yarısından fazlası başörtüsünü düzenli olarak takıyor…

Kadınların %54’ü başörtüsü taktığını (her zaman veya sık sık) ifade etmektedir. Buna karşılık, hiç başörtüsü takmadığını söyleyenlerin oranı %44…

Bulgulara göre en düşük düzenli başörtüsü kullanımı 18–24 yaş grubundadır; bu grupta kadınların yalnızca %40’ı başörtüsünü “sık sık” veya “her zaman” taktığını belirtmiştir. Oran 25–64 yaş gruplarında %47–62 bandında seyretmekte olup birbirine yakın düzeylerdedir. 65 yaş ve üzerindekilerde ise başörtüsü kullanımı belirgin biçimde artarak %67’ye ulaşmaktadır.

Bulgular, eğitim düzeyi yükseldikçe başörtüsü kullanımının azaldığını ortaya koymaktadır. Hiç okul bitirmeyen kadınların %93’ü başörtüsünü “her zaman” veya “sık sık” taktığını belirtmiştir. Bu oran ilkokul mezunlarında %75, ortaokul/ilköğretimde %61, lise mezunlarında %40, üniversite mezunlarında %41’dir.

Asıl kırılma lisansüstü eğitim grubunda görülmektedir: bu grupta başörtüsünü düzenli kullananların oranı %24’e düşmektedir.

Düzenli olarak (sık sık veya her zaman) başörtüsü taktığını belirtenlerin oranı en düşük Ege (%32), Akdeniz (%38) ve Batı Marmara (%42) bölgelerindedir. Buna karşılık başörtüsünü en yaygın kullanan bölgeler ise doğuda yer almaktadır: Doğu Karadeniz’de %65, Batı Karadeniz’de %67, Güneydoğu Anadolu’da %70, Kuzeydoğu Anadolu’da %77 ve Ortadoğu Anadolu’da %82 oranında kadın başörtüsünü düzenli olarak kullandığını belirtmiştir

Buraya kadar verdiğim ve raporda yer alan diğer veriler bağlamında şunları sıralayabiliriz…

Türkiye’de “din” her şeye rağmen güçlü…

İbadet oranı dünya gerçekliğiyle kıyaslandığında hala yüksek

Kadınlar erkeklere göre daha “dindar”

Dindarlık coğrafyaya göre değişiyor. İç ve doğu bölgelerde “dindarlık” daha yüksek. Kıyı bölgelerde daha düşük. Burada en düşük oranlar “Ege” de dikkat çekici düzeyde..

Şehirleşme dindarlığı tamamen bitiriyor tezi çöküyor. Küçük farklılıklar olsa da şehirlerde de dindarlık format değişikliği ile devam ediyor…

Gençler dini hayatlarından tamamen çıkarmış değil…Kimliğini muhafaza ediyor. Partiklerde ve anlamlandırmada farklılar…

Yabancı bir sosyal medya kullanıcının tespit cümlesiyele “Kürtler” çok daha dindar. “Kürt şehirlerinde Ramazan’da oruç tutanların oranı %92”(X @DanaNawzarAli)

Aynı kullanıcının şu yorumu da önemli “Türkiye büyük ve çeşitli bir ülke. Müslüman dünyadaki en vahşi laikleştirme projelerinden birine de maruz kaldı. Ve yine de, rakamlar bir çoğunluğu Müslüman ülkenin normal dini tutumunu yansıtıyor. Müslüman toplumlar mükemmel değil. Hepsi zorluklarla karşı karşıya . Ama ateizmin dünyayı yutan kötülüğü kazanmaya bile yaklaşmış değil ! ve bu kutlanmaya değer”

Araştırmada bu yazıda ele almadığım pek çok başlık daha yer almaktadır.

-Din-Devlet İlişkileri, hukukun islama uyumu ve dini kurum ve yapılara yönelik güven konularına bu yazının hacmi gereği giremiyorum. Detay merak edenler araştırmaya ulaşabilir…


© Habername