NE NERONLAR BİTER NE TRUMPLAR SON BULUR
(Bu yazıyı dün gece ABD-İran ateşkes antlaşmasından önce yazmıştım. Allah şükür ki dünya şimdilik büyük bir ateşten kurtuldu. Lakin burası dünya ve dünyanın efendileri de insanlar. İnsanlar da her zaman ve her coğrafyada hata ve çılgınlıklar yapmaya teşnedirler. Siz yazıyı okurken “oho hocam bu satırların hükmü geçti” demeyin. Çünkü yarınların bize ne getireceği hiç belli değil. Bu savaş başta ABD, İsrail, olmak üzere zulümde başı çekenler ile, zulme karşı durmayan haykırmayan her millet ve her devlet bunun cezasını görecek. ( bunlar İran, Körfez ülkeleri ve benzerleri) Yazıyı bu bakışla okursanız iyi olur. Buyurun)
NERON ROMAYI TRUMP DÜNYAYI
Bu dengesini ve mizanını kaybetmiş dünya, nice uçuk, nice “manyak”, nice dengesiz krallara ve yöneticilere şahitlik yaptı. Onları hatırlayınca, günümüz 'çılgınlarını' fazla abartmamak gerek.
İnternete “en çılgın krallar, en uçuk yöneticiler kimler?” diye yazınca karşıma çıkanları ve onların yaptıklarını okudum. Ne olur ne olmaz diye adlarını yazmayacağım (belki yanlış olabilir) sadece yaptıkları çılgınlıkları yazacağım. Merak edenler internete yazdığım eylemleri yazarsa, bu eylemleri kimin yaptığını da kolayca öğrenirler:
a- Kral a, “Ben bir kralım ve köfte istiyorum.” tarzı cümleleri ömür boyu tekrar etmiş.
b- Kral b, kemiklerinin camdan olduğuna inanıyordu ve kendisini kırmamak için elbiselerinin astarlarına demir çubuklar eklettirmiş.
c- Prenses a, kocasının ölüsünü 15 gün gömdürmemiş. Sebebi, onu sürekli göz önünde istemesiymiş.
d- Kral c, savaşta aldığı esirleri kazığa geçirerek öldürüyormuş.
e- Kral d, sürekli tahtının ele geçirileceğini düşünüyor bu yüzden de duyabileceği uzaklıkta gülümseyen ve fısıldaşan pek çok insanı idam ettiriyormuş.
f- Kral e, 2 yaşındaki tek kızının vefatıyla kendisini tüm Rusya topraklarını gezmeye ve karşısına çıkan kiliselerin çanlarını çalmaya adamış.
Bizim tarihimizde de bazı garip yöneticiler (padişahlar, sultanlar ve idareciler) mevcuttur. Sadece şunu yazayım ( ki biz de böyle garip insanlar yok) : Ankara (1402 )Savaşı’nda o günün en güçlü iki sultanı karşılaşmış ve Timur, Yıldırım Bayezid’i yenmiştir. Galibiyetten sonra Timur’un, Yıldırım’a “Dünya senin gibi kör ile benim gibi topala kalmış.” diyerek mizah yaptığı anlatılır.
Şu anda dünyada askerî güç, ekonomik güç ve bilimsel güç olarak bir numaralı devlet ABD’dir. Onun başında da Donald John Trump var. Kendisinden önceki Başkan Joe Biden’ı hatırlayanlar, onun hem fiziksel hem zihinsel olarak ne halde olduğunu hatırlasın. Her iki başkan zamanında da dünyanın bir numaralı devletinin başkanlarının, İsrailli yöneticilerin elinde adeta rehin gibi davrandıklarını dün müşahede etmiştik, bugün de etmekteyiz.
Biden’ı bir kenara bırakıp, Trump’a bakalım: Trump’ın 28 Şubat’tan bu yana söylediklerine ve yaptıklarına baktığımız zaman söylemlerinde ve eylemlerinde ne bir denge var ne de bir tutarlılık görünüyor. Sürekli birbiri ile çelişen sözler, devamlı birbirine aykırı kelam ve eylemler…
DÖRT DİYOR, DOKUZ DİYOR
Anadolu’nun bazı yörelerinde söylenen kafiyeli ve anlamlı bu söz, bugünlerde en çok ABD Başkanı Trump’a uygun düşüyor. Şaşkınlığından mı, yaşlı oluşundan mı, şantaj altında mı (Epstein) yoksa bilmediğimiz bir hastalığından mı belli değil başkan sık sık birbirine zıt sözler söylüyor, kararlar alıyor.
Kamuoyunu az çok takip eden herkes şunun farkında ki Başkan (Trump) normal davranmıyor, tutarlı konuşmuyor. (Bu arada Batı’yı, Batı kültürünü tanıyanlara bu gariplikler pek anormal gelmez.) Konuyla ilgili şöyle bir haber okuduğumu hatırlıyorum: Trump’ın göreve geldiği tarihten bu yana 10 bin ya da daha fazla yanlış ya da yanıltıcı bilgi verdiği yazılmakta. “12 gün savaşında İran’ı bitirdik, askerî tesislerini vurduk, nükleer santrallerini yok ettik.” sözlerini unutup, “İran’ı sahip olduğu güçten ayıracağız, onu bir tehdit olmaktan çıkaracağız; bu savaş 4 günde biter.” dedi. Sonra bu cümlelere zıt onlarca ifade kullandı.
“Bize ne bundan” diyemeyiz. Çünkü tüm dünya gibi (belki daha fazla) bu savaş bize de zarar veriyor. Çünkü ümmetin birer parçası olan İran, Körfez ülkeleri, Suudi Arabistan ve Mısır’ın yıkıma uğraması, bizi maddî ve manevî huzursuzluğa itiyor. Üstelik tüm ekonomik dengelerimiz zarar görüyor. Petrol fiyatlarının fırlaması, ticaretin aksaması, ulaşımın teklemesi; herkes gibi bizi de zayıflatıyor.
Bunlar neyin göstergesi? Şunun göstergesi: Dünyanın en güçlü devleti durumunda olan ABD’nin başındaki kişi, tutarsızlığıyla ve keskin zikzaklarıyla tüm dünyaya zarar veriyor.
“Dört diyor, dokuz diyor, topluyor otuz diyor.
Mızrak elinde, lakin ona da topuz diyor.
Camuzu bilmez gafil, sorarsın öküz diyor.”
İSLAM DÜNYASI NE YAPMALI?
Üç yüz yıla yakındır yenilen ümmetin evlatları olan bizler ne yapmalıyız? Bu son savaş gösterdi ki, gavurun merhametine sığınılarak varılacak bir selamet sahili yok. Güçlü olmak, bir olmak, kardeş olmak zorundayız.
İslam ülkeleri; (Alevî-Sünnî, Şiî-Vahhabî, Ehl-i Sünnet-Ehl-i Farz fark etmeksizin; Türk, Kürt, Arap, Acem ayrımı gözetmeksizin) bir araya gelip hem kendilerini hem dünyayı kurtarabilirler. ABD ve İsrail, ellerine geçirdikleri büyük güçle dünyayı imhaya, hüsrana ve bilinmeze sürüklüyorlar. Bu sebepten dolayı İslam Ülkeleri, ABD’nin, İsrail’in ve onların çılgın yöneticilerinin elinden bu gücü alıp, “şakülü kaymış”, “nizamı bozulmuş dünyayı tekrar rayına koyabilirler.
