Mihenk Taşı Suya Aktı Gönle Düşenler
Mihenk Taşı Suya Aktı
Yaşlı kuyumcu, eski mihenk taşını tezgahın üstüne koydu... Elindeki altını taşa sürttü, sonra asit şişesinden birkaç damla damlattı. Renk değişimine baktı, gözlerini kısarak. "Bu ayar on dört," dedi, yıllardır söylediği gibi. Karşısındaki genç adam sabırsızdı. Elindeki telefonu uzattı: "Abi, sertifikası burada, bakmana gerek yok."Kuyumcu gülümsedi ama tereddüt etti... Ekrandaki rakamla elindeki taşın hükmü çatışıyordu artık. Bir zamanlar tartışılmaz olan bir ölçü, şimdi bir uygulamanın insafına kalmıştı.
O gün dükkândan çıkarken düşündüm: mihenk taşı hâlâ orada duruyordu da, biz onu suya bırakmıştık.
Mihenk taşı, altını sahteden ayıran, saf olanı katkılıdan çeken bir ölçüydü... Ona ihtiyaç duymayan bir nesil değil, ona güvenmeyen bir nesil yetişti. Çünkü ölçü zahmetliydi; ekrandaki rakam ise anlıktı. Ve insanoğlu ne zaman zahmetli olanla kolay olan arasında seçim yapsa, kalbi de aynı seçimi yapmaya başladı.
Tevbe sûresinin yirmi dördüncü âyeti, aslında bu seçimin muhasebesini tutar: "De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabanız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından........
