MELİKŞAH VE NİZAMÜLMÜLK
Türk ve İslam Tarihi’nin en parlak ve en ihtişamlı dönemlerinden biri de Büyük Selçuklu Sultanı Melik Şah Dönemi’dir. Gerek siyasi, gerek askeri, gerekse de ilmi-kültürel yönden önemli başarılara imza atılmış bu dönemde, devletin inşasında ve bu seviyeye yükselmesinde hiç şüphesiz önemli nüfuzu ve tesiri olan bir diğer önemli şahsiyet de vezirNizamülmülk ’tür.
Selçukluların, Haçlı istilalarına karşı vermiş oldukları amansız mücadelelerin yanında İslam Tarihi adına ortaya koymuşoldukları en önemli hizmetlerden biri de Batıni-İsmaili gibi sapkın ve şiddet eğilimli çeşitli mezhep kollarının ve benzeri yapıların Türkistan genelinde kök salıp yayılmalarının önüne geçmeleri olmuştur. Selçukluların bu kati ve kararlı tutumlarına karşı bu Şii-Batıni yapılar ise daha da gizliteşkilatlanma yoluna gitmiş ve önde gelen Türk-İslam devlet ve din adamlarına karşı sansasyonel suikastlar düzenlemeye başlamışlardır. Bu suikastların başında da 1071 Malazgirt Zaferi ile Doğu Roma-Bizans öncülüğündeki Haçlıları hezimete uğratarak Anadolu’yu Müslüman Türk Yurdu haline getiren büyük hükümdar Sultan Alparslan’a karşı düzenlenen suikasttir.
Sultan Alparslan’ın Şehadeti
Büyük Malazgirt Zaferi’nin hemen ardından 1072 senesinde Sultan Alparslan, Türkistan’daki karışıklıklara son vermek adına 200.000 kişilik bir orduyla Maveraünnehir Seferi’ne çıkmıştır. Bu Türkistan Seferi’nde Sultan Alparslan önemli başarılara imza atmış ve fakat Barzam Kalesi’nin ele geçirilmesi oldukça zorlu olmuştur. Kalenin düşeceğinin kesinleşmesi üzerine esir düşmelerini istememesinden kale muhafızı Yusuf Harizmi, üç çocuğunu ve karısını öldürdü. Sonrasında ise Sultanın huzuruna çıkan Yusuf, yine Sultanınayaklarını öpme bahanesiyle yere eğilerek çizmesine sakladığı hançeri alıp Sultan Alparslan’a suikast düzenlemiş ve açtığı yara sonucunda Sultan sadece 4 gün yaşayabilmiştir.
Bu seferin ana hedefi aslında Karahanlılar’dı ve bu yönüylesefer başarıyla sonuçlanmıştı. Ancak Karahanlılara bağlı bir muhafız olan Yusuf Harizmi ise gerçekte bu suikastı Batıniler adına gerçekleştirmişti. (Osman Turan, Selçuklular Tarihi ve Türk İslam Medeniyeti, syf 190)
Sultan Alparslan ölmeden önce veliaht olarak ilan ettiği Melikşah’a iki paha biçilmez miras bırakmıştı. Bunlardan ilki verimli topraklara sahip zengin ve büyük bir ülke, ikincisi ise devletin deyim yerindeyse yürüyen kozmik odası veziri Nizamülmülk gibi bir devlet adamıydı. Zira Melikşah’ın hükümdarlığının önündeki tek engel amcası Kirman Emiri Kavurt Beyi bertaraf eden isim de yine Nizamülmülk’ ün ta kendisiydi.
Gerçek adı Hasan Tusi olan Nizamülmülk, aslen Acem-Farsi olmakla beraber bütün hayatı boyunca Türk devletine hizmet etmiş bir şahsiyettir. Özellikle Türk-Oğuz Töresi’ni İslam fıkhına göre yeniden şekillendiren ve devlet idaresine adapte eden yine bizzat kendisidir. Zaten ismi ile özdeşleşen dünyaca ünlü eseri Siyasetname’nin temel motivasyon kaynağı, tam da bu husustu. Buna göre eseri vücuda getiren belli başlı fasıllar şu şekildeydi:
1) Hükümdarın tebasına karşı vazifeleri
4) İdari Sistem (İkta sistemi)
5) Maliye Teşkilatı (Bütçe, vergilendirme, Üretimi ve gelirleri arttırma yöntemleri...)
Nizamülmülk, kitap olduğu kadar bir mektepti de. Bu cihetle Nişabur, Basra ve Bağdat gibi önemli merkezi İslam şehirlerinde Nizamiye Medreseleri ismiyle çeşitli mektepler zuhura getirmiştir.
Tüm bu özellikleri göz önüne alındığında Nizamülmülk, yalızca bir devlet adamı değil bunun yanında ilim irfan ehli bir Türk İslam mütefekkiriydi. (Hilmi Ziya Ülken, Türk Tefekkürü Tarihi, syf 164-165)
Melikşah’ın Faaliyetleri
Melikşah, bu şekilde 1072’de tahta oturduğunda henüz 18-20yaşındaydı. İlk icraatı ise yukarıda da belirttiğimiz gibi hükümdarlığını tanımayan amcası Kavurt Beyi, Nizamülmülk ’ün dehası ve tecrübesi ile bertaraf etmek olmuştur (1973).Sonrasında Gazneliler’i ve Karahanlılar’ı mağlup ederek gücünü ve nüfuzunu kabul ettirmiştir. Başkenti İsfahan’a nakletmiştir.
Selçuklu kumandanlarından Atsız bölgede bir süredir faaliyet gösterse de özellikle Kahire’de Fatımiler’e mağlup olmuştur. Bunun üzerine Melikşah kumandanlarından Tutuş’u görevlendirdi. Tutuş Şam, Kudüs, Halep gibi Suriye şehirlerini ele geçirerek, Suriye Selçuklularının temelini atmıştır (1077-1079) Aynı tarihlerde Melikşah, meşhur komutanlarından Artuk Beyi de Al Ahsa ve Bahreyn üzerine göndermiş ve bu bölgeleri topraklarına katmıştır.
Melikşah yine 1076 yılında ilk Gürcistan Seferi’ni gerçekleştirmiş ve tüm Kafkasya’nın idaresini kumandanlarından Emir Savtegin’e vermiştir. Bununla birlikte Melikşah, 1078-1080 yılları arasında önce Kars ve Çoruh Vadisi’ni ele geçirmiş. Sonrasında da Trabzon ve çevresini topraklarına katarak Karadeniz’e ulaşmıştır.
Tüm bunların yanında Batı’da İzmit’ten İzmir’e kadarAnadolu genelinde Selçuklu’nun önde gelen serdarlarını Doğu Roma-Bizans’ın dibinde etkili faaliyetleržgerçekleştiriyorlardı. Bu serdarlar, Sultan Alparslan’ın Malazgirt Zaferi sonrası Anadolu’yu Türk ve Müslüman kılmakla görevlendirdiği Alperenlerin ta kendileriydi. Bu serdarların bahsettiğimiz faaliyetleri Anadolu’nun sosyo-politik geleceği adına her ne kadar önem arz etse de Büyük Selçuklu Devleti’nin merkezi otoritesini sarsıyordu. Bu amaçla Melikşah’ın Anadolu’daki birliği sağlaması adına sırasıyla görevlendirdiği isimler Artuk ve Porsuk........
