menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kurban Bayramı: Kulluk ve Teslimiyet

12 0
04.06.2026

Bayram günleri, sevinçle hüznün iç içe geçtiği zamanlardır. İslam dünyasında zulümler, işgaller ve savaşlar devam ederken, bayram bizlere ibadetlerin derin anlamını, kardeşliği, paylaşmayı ve teslimiyetin hakikatini hatırlatır.

Gönlümüzde hüzünle beraber gayretin, sabrın, teslimiyetin bir arada olduğu bayramda İbrahim ve İsmail as gibi en zor anda dahi ilahi adaletin tecelli edeceğini hissederiz.

Bu yıl İstanbul’da bayram farklı bir atmosferde yaşandı. Uzun tatilin verdiği fırsatla Sıla-i Rahim için doğduğu şehirlere giden İstanbul halkı şehrin yoğunluğunu da beraberinde götürmüştü. Baharın tatlı havasında sakin yollar, berrak gökyüzü ve Fetih kutlamalarıyla birleşen semaya yükselen tekbir sesleri, bayramın manevi hazzını daha da derinleştirdi.

Arefe günü Duaların Derinliği

Arefe günü, önce Karacaahmet’te annemin kabrini ziyaret ettim. Daha sonra vakfe saatinde Arafat’ta yükselen dualara eşlik etmeye, dua ve niyaza yöneldiğimde yeni öğrendiğim şu sözler zihnimdeydi:

“Allah’tan imkânsız denilebilecek şeyleri isteyin. O’nun için imkânsız diye bir şey yoktur. Hacer annemiz çölde imkânsız olan suyu istemişti, aramıştı; Allah bu gayret ve isteği verdi.”Bu yakarış bize Arefe gününün manevi önemini, umudu, teslimiyeti ve ancak Allah’tan dilemenin önemini vurguluyordu.

Bayram Sabahı ve Tekbirler

Bayram sabahı sessizliğin derinliğinde hissedilen manevi hava çok başkaydı. Biraz sonra semada yankılanacak tekbir sesleri ve dualar için adeta gök kapıları açılmış gibiydi. Gün boyunca devam eden Teşrik Tekbirleri, Cebrail, İbrahim ve İsmail (AS) arasındaki selamlaşmayı hatırlatıyor; kurban ibadetinin mana ve önemini yeniden dile getiriyordu.

Gümüşsuyu Camiinde sabah namazı sonrası bayram namazı kılmak için beklerken aynı zamanda bir sünnetin ihyasını işrak vakti ibadetini yeniden anlıyordum.

Bayram namazı sonrası ve hutbede tekrarlanan teşrik tekbirleri ilahi bir nida olup tüm çevremizi kuşatıyordu. Namaz sonrası cemaatle müsafaha ve bayramlaşma sırasında da tekbirler devam etti. Adeta Yahya Kemal’in Süleymaniye’de bayram sabahı şiirindeki gibi bir atmosfer yaşanıyordu.

Senelerden beri rüyada görüp özlediğim/ Cedlerin mağfiret iklimine girmiş gibiyim.

Dili bir, gönlü bir, îmânî bir insan yığını/ Görüyor varlığının bir yere toplandığını;

Büyük Allah\'ı anarken bir ağızdan herkes/ Nice bin dalgalı Tekbîr oluyor tek bir ses;

Yükselen bir nakaratın büyüyen velvelesi/ Nice tuğlarla karışmış nice bin at yelesi!

Paylaşmanın Sevinci ve Toplumsal Barış

Kurban Bayramı sabahı bizim gibi birçok dostunda Cennet Camii etrafındaki düzenli kesim yerlerinde tekbirler eşliğinde kurbanları kesiliyordu. Kurbanlık hayvanların son sesleri, adeta yaratıcıya dua yakarışı ve takdire rıza niyazı gibiydi. Sanki kurbanlıkların kanlarıyla birlikte içimizdeki vahşet, şiddet, hırs ve nefret akıp gidiyor,........

© Habername