Nasıl Bir Toplum Olduk?
Yaşadığımız coğrafyada toplumsal hayatımızın giderek daha fazla yanlışlar ve yanlış kabuller üzerinden şekillendiğini görüyoruz. Nereye baksak, bir şekilde toplumsal yozlaşma ve çürümüşlükle karşılaşıyoruz.
Devlet kurumlarından özel sektöre, toplumun farklı kesimlerinden bireysel ilişkilere kadar birçok alanda; hangi görüş veya düşünceden olursa olsun, hak ve hukuk kurallarını, helal ve haramı yeterince gözetmeyen davranışların yaygınlaştığına şahit oluyoruz.
Ne dini değerlerimiz, ne örf ve adetlerimiz, ne de hukuk düzenimiz, bazı yanlış davranışları engellemekte yeterli olabiliyor. Adeta “Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz” anlayışının giderek daha görünür hale geldiği bir toplum yapısıyla karşı karşıyayız. “Yapanın yanına kâr kalır” düşüncesi ise giderek daha fazla insanın davranışlarını etkilemeye başladı.
Adalet duygusunun, ortak değerlerin, dini ve ahlaki kurallara saygının; devletin kurumlarına ve hukuk düzenine duyulan güvenin zayıflamasını da düşündüğümüzde ciddi bir toplumsal sorunla karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum. Asıl korkutucu olan ise, bu durumun gittikçe kötüye gitmesidir.
Bazen güvenle ilgili konuştuğumuz zaman; neredeyse güven duyulan bir kurum zikredilememektedir.
Bana göre artık bu durum münferit olayların ötesine geçmiş ve toplumsal hayatımızın önemli bir sorunu haline gelmiştir. Daha da önemlisi, bu gidişatı tersine çevirmeye yönelik yeterli bireysel ve toplumsal çabayı da göremiyoruz.
Her şeyden önce içinde bulunduğumuz durumun normal olmadığını ve değişmesi gerektiğini kabul etmeliyiz.
Bu değişimin yalnızca devletten, kurumlardan veya başkalarından........
