TOKİ’nin sosyal konut projesi doğru adım, evlilik şartı büyük hata
Türkiye’nin İstanbul’da başlattığı ‘15 bin kiralık sosyal konut projesi’, konut politikasında önemli bir yön değişikliğine işaret ediyor. TOKİ eliyle üretilecek konutların piyasa rayicinin yaklaşık yarısına kiralanması ve hak sahiplerinin kura yoluyla belirlenmesi, özellikle yüksek kiralar altında ezilen dar gelirli yurttaşlar için değerli bir başlangıç.
Ancak gerçeği açık söylemek gerekir: ‘ Bu proje çok geç kalmıştır, 15 bin konut ise İstanbul’un barınma krizinin ölçeği karşısında son derece yetersizdir.’
Açıklanan modele göre kiracılar konutlarda üç yıl kalabilecek; süre sonunda konutlar yeni hak sahiplerine devredilecek. İlk 1.071 konutun Ekim 2026’da teslim edilmesi planlanıyor. Projeye başvuracak hanenin aylık gelirinin 100 bin liranın altında olması, eşlerin üzerine kayıtlı konut bulunmaması ve İstanbul’da en az bir yıldır ikamet edilmesi gerekiyor.
En tartışmalı koşul ise başvuru sahibinin ‘evli olması’.
15 bin konut piyasayı değiştirmez
İstanbul milyonlarca hanenin yaşadığı devasa bir metropol. Bu büyüklükteki bir kentte 15 bin sosyal konut, kira piyasasını tek başına aşağı çekemez. Proje belirli sayıda aileyi rahatlatabilir fakat piyasa fiyatlarını kalıcı biçimde dengeleyecek bir arz oluşturmaz.
Bu nedenle projeyi başarısız ilan etmek kadar, büyük bir konut devrimi gibi sunmak da yanlıştır. Doğru tanım şudur: ‘Gerekli fakat küçük ölçekli bir pilot uygulama.’
Türkiye’nin asıl ihtiyacı, tek seferlik kampanyalar değil, sürekli çalışan bir sosyal kiralık konut sistemidir. İstanbul’da başlayan model Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Kocaeli, Gaziantep, Diyarbakır ve kiraların hane gelirinden daha hızlı yükseldiği diğer kentlere yayılmalıdır.
Sosyal konut sayısı her yıl bütçede belirlenen bir hedefe bağlanmalı; kamu arazileri bu amaçla değerlendirilmeli ve yapılan konutların mülkiyeti kamuda kalmalıdır. Konutlar birkaç yıl sonra satılırsa kamu stoku yeniden erir ve sistem başa döner.
Evlilik cüzdanı yoksulluk belgesi değildir
Projenin en sorunlu tarafı, başvurunun evlilik şartına bağlanmasıdır. Bu tercih yalnızca eksik değil, açık biçimde adaletsizdir.
Devletin görevi insanların medeni durumunu ödüllendirmek değil, barınma ihtiyacını karşılamaktır.........
