Terörsüz Türkiye ve Vicdanın Sınırı
Türkiye'nin geleceğine dair kurulan her cümlede ve atılan her siyasi adımda ortak bir beklenti öne çıkıyor: Terörün bittiği, huzurun ve güvenin hâkim olduğu bir Türkiye.
Ancak bu ideal hedefe doğru ilerlenmek istendiğinde, toplumun en hassas sinir uçlarını kanatan çelişkilerle ve derin vicdani sorularla karşı karşıya kalıyoruz.
Son dönemde DEM Partili bazı isimlerin hayatını kaybeden PKK'lılar için taziye çadırları kurması ya da bu taziyelere katılması, tam da bu çelişkiyi ve toplumdaki derin yarayı bir kez daha gündeme taşıdı.
Bu noktada durup berrak bir akılla sormak gerekiyor: "Terörsüz Türkiye" hedefiyle katedilen yolda bu tutum ne kadar etiktir?
En önemlisi, evladını vatan uğruna toprağa vermiş şehit ailelerinin canı bu tablodan nasıl etkilenir?
Bir ülkenin birliğini ve toplumsal barışını inşa etmek, sadece söylemlerle değil, eylemlerin vicdani ve etik sorumluluğuyla mümkündür.
Onlarca yıldır binlerce canımızı alan, ocaklar söndüren bir........
