Ruhun Görünmez Kelepçeleri: Sevilme, Beğenilme ve Takdir Edilme Arzusu
İnsanoğlu, var olduğu günden beri hep bir aynanın karşısındadır. Ancak bu ayna sadece camdan ibaret değildir; toplumun gözü, başkalarının dudaklarından dökülecek iki çift söz, bir onaylama jesti ya da takdir dolu bir bakış da bizim aynalarımızdır.
Freud'a atfedilen o sarsıcı tespitte denildiği gibi: *"Üç istek sizi başkalarının kölesi yapar: Sevilme isteği, beğenilme isteği, takdir edilme isteği"*
İlk bakışta kulağa sert, hatta acımasız gelen bu cümle, aslında insanın kendi eliyle ördüğü o görünmez hapishanenin kapısını aralar.
Peki, bizi var eden, ruhumuzu besleyen bu masum duygular nasıl olur da bizi başkalarının kölesi haline getirir?
Çocukluktan itibaren "uslu durursan sevilirsin", "başarırsan takdir edilirsin" öğretileriyle büyüyoruz. Sevgi ve takdir, çoğumuza koşulsuz bir hak olarak değil, kazanılması gereken birer ödül olarak sunuluyor.
İşte tehlike tam bu noktada başlıyor. Yetişkin bir birey olduğumuzda da çocukluktaki o "onay alma" refleksini terk edemiyoruz.
Sevilme isteği, bizi........
