menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yazmak veya Konuşmak

5 0
previous day

Değerli habererek okuyucuları, bazı düşünceler vardır; söylendiği anda yankı bulmaz. Yazıldığında rafta kalır, konuşulduğunda kalabalıkların gürültüsü arasında kaybolur. O an için “önemsiz” görülen bu fikirler, aslında zamanın önüne düşmüş hakikatlerdir. Ne var ki toplum, henüz hissetmediği bir sorunu anlamakta acele etmez. Bu yüzden erken söylenen söz, çoğu zaman geç anlaşılır. Düşünce tarihine bakıldığında bu durumun istisna değil, kural olduğu görülür. Bir fikrin değeri çoğu zaman söylendiği anda değil, ihtiyaç duyulduğu anda anlaşılır. Sorunlar derinleşmeden yapılan uyarılar, kulak ardı edilir. Fakat aynı sorunlar büyüyüp hayatı kuşattığında, dün görmezden gelinen sözler bir anda “çözüm” gibi dolaşıma girer. Dün yalnız kalan fikir, bugün kalabalıkların diline düşer. Burada dikkat çekici olan, düşüncenin kendisinden çok zamanlamasıdır. Çünkü düşünce, zamanın ilerisinde doğduğunda yalnız kalır. Toplum henüz o acıyı hissetmemiştir, o boşluğu yaşamamıştır, o tehdidi fark etmemiştir. Bu yüzden erken uyarı, çoğu zaman gereksiz bir karamsarlık gibi algılanır. Oysa mesele karamsarlık değil, farkındalıktır. Düşünce insanını yalnızlaştıran da tam olarak budur. O, henüz yaşanmamış bir sorunu dile getirir. Görülmeyeni görür, hissedilmeyeni hisseder. Bu durum ona bir........

© Habererk