menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Suriye’de Tabela İndi, Yapı Nereye Gitti?

17 0
previous day

SDG, YPG ve PYD gerçekten tasfiye mi edildi, yoksa Suriye devletinin içine mi taşındı?

Suriye’de yaşanan son gelişmeler Türkiye açısından son derece önemlidir.

SDG’nin feshedilmesi, YPG’nin ayrı silahlı yapılanmasının sona erdirilmesi ve PYD’nin mevcut yapısının Suriye merkezi yönetimine entegrasyonu ilk bakışta Türkiye’nin yıllardır savunduğu tezlerin hayata geçirilmesi gibi görülebilir.

Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanması, ülkenin tek devlet, tek ordu ve tek egemenlik altında yeniden birleşmesi kuşkusuz Türkiye’nin de çıkarınadır.

Ancak burada cevaplandırılması gereken çok önemli bir soru vardır:

Suriye’de SDG, YPG ve PYD gerçekten tasfiye mi ediliyor, yoksa bu yapıların kadroları Suriye devletinin askerî ve siyasi sistemi içine taşınarak meşru bir alan mı kazanıyor?

Türkiye açısından meselenin özü budur.

Çünkü bir örgütün tabelasının indirilmesiyle o örgütün insan kaynağı, silahlı gücü, komuta kademesi, siyasi kadroları, ideolojik hedefleri ve yıllar içerisinde oluşturduğu uluslararası ilişkiler ağı kendiliğinden ortadan kalkmaz.

Suriye’de İsimler Değişiyor, Peki Kadrolar?

Türkiye yıllardır Suriye’deki tehdidi yalnızca “SDG” adı üzerinden tanımlamadı.

YPG, Türkiye tarafından PKK’nın Suriye’deki silahlı uzantısı olarak kabul edildi. PYD ise bu yapılanmanın siyasi ayağı olarak değerlendirildi. Daha sonra ABD’nin IŞİD’le mücadele stratejisi içerisinde SDG adı ön plana çıktı.

Dolayısıyla bugün Suriye’de yalnızca “SDG feshedildi” denilmesi, Türkiye’nin yıllardır mücadele ettiği güvenlik probleminin ortadan kalktığını göstermeye yetmez.

Asıl sorular şunlardır:

SDG ve YPG’nin silahlı kadroları nereye gitti?

PYD’nin siyasi ve idari kadroları ne oldu?

Silahlar kimin kontrolüne geçti?

Komutanlar hangi görevlere getirildi?

Eski emir-komuta ve örgütsel ilişkiler gerçekten dağıtıldı mı?

Yoksa bu kadroların önemli bir bölümü Suriye ordusuna ve yeni Suriye devlet yapısına taşınarak farklı bir kimlik altında varlıklarını sürdürmeye mi başladı?

Suriye Ordusuna Entegrasyon mu, Tasfiye mi?

Meselenin en hassas noktası burasıdır.

Suriye’de devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi doğrudur ve desteklenmelidir. Ancak Suriye ordusunun nasıl yeniden yapılandırıldığı Türkiye açısından hayati önem taşımaktadır.

SDG ve YPG savaşçıları Suriye ordusuna bireysel olarak mı katılıyor?

Yoksa eski örgütsel bütünlüklerini belirli ölçüde koruyan tümenler, tugaylar veya başka askerî birlikler hâlinde mi Suriye ordusuna monte ediliyor?

Aradaki fark küçümsenemez.

On binlerce silahlı unsurun örgütsel ilişkileri dağıtılarak bireysel biçimde merkezi orduya alınması başka şeydir.

Aynı insanların eski komutanları, bölgesel hâkimiyetleri ve birbirleriyle olan örgütsel ilişkileri korunarak Suriye ordusu içerisinde toplu birlikler hâline getirilmesi başka şeydir.

İkincisi gerçekleşiyorsa buna gerçek anlamda tasfiye demek mümkün müdür?

Yoksa silahlı bir örgütün devlet üniforması altında yeniden yapılandırılmasından mı söz ediyoruz?

Türkiye bu ayrımı dikkatle takip etmek zorundadır.

Fesih, Daha Güçlü Bir Yapılanmanın Başlangıcı Olabilir mi?

Üzerinde durulması gereken bir başka tehlike daha vardır.

Bugün “kendimizi feshettik” diyen bir yapının kadrolarının Suriye ordusuna katılması, bu insanların askerî kabiliyetlerinin de ortadan kalkacağı anlamına gelmez.

Tam aksine, eğer süreç doğru denetlenmezse eski SDG/YPG unsurlarının daha düzenli bir ordu sistemi içerisinde daha profesyonel askerî eğitim almaları, daha disiplinli hâle gelmeleri, modern askerî doktrinlerle tanışmaları ve devlet imkânlarından yararlanarak geçmiştekinden daha organize bir kapasiteye ulaşmaları ihtimali Türkiye açısından mutlaka hesaba katılmalıdır.

Bugün dağınık veya yarı düzenli bir silahlı güç olarak görülen kadrolar, yarın Suriye ordusunun eğitiminden, lojistiğinden, istihbaratından, silah sistemlerinden ve kurumsal tecrübesinden yararlanan profesyonel askerî unsurlara dönüşürse ne olacaktır?

İşte Türkiye açısından üzerinde durulması gereken esas güvenlik sorularından biri budur.

Çünkü burada iki ihtimal vardır:

Birincisi, bu unsurlar gerçekten bireyselleştirilir, eski örgütsel bağları koparılır ve Suriye devletinin merkezi emir-komuta zinciri içerisinde eritilir.

Bu, gerçek entegrasyondur.

İkinci ihtimal ise eski kadroların önemli ölçüde birlikte tutulması,........

© Habererk