Siyasette Kibrin Sonu: Hızlı Çıkan, Hızlı Düşebilir
Siyasette uzun yıllar geçirmiş, nice genel başkanlar, milletvekilleri, yöneticiler görmüş biri olarak genç siyasetçilere ve bugün partilerinde üst düzey makamlarda bulunanlara küçük bir hatırlatmada bulunmak istiyorum:
Makam sizin değildir. Size emanettir.
Bir siyasi partide genel başkan yardımcısı, başkanlık divanı üyesi, milletvekili ya da önemli bir yönetici olduğunuzda televizyonlar sizi çağırmaya başlar. Gazeteciler telefonunuza cevap verir, gittiğiniz şehirlerde insanlar etrafınızda dolaşır, protokolde ön sıralarda oturursunuz.
Bir süre sonra insanın aklına tehlikeli bir düşünce yerleşebilir:
“Demek ki ben önemli bir adamım.”
Çoğu zaman o ilginin önemli bir bölümü şahsınıza değil, oturduğunuz koltuğadır.
İşte siyasetçinin en büyük imtihanı burada başlar.
Televizyonda görünmek, halkta karşılık bulmak değildir
Bugün bazı siyasetçilere bakıyorum. Televizyon televizyon dolaşıyorlar. Sosyal medyada yüz binlerce kişiye ulaşıyorlar. Meydanlara çıktıklarında ise vatandaşla tokalaşmak, esnafın çayını içmek, teşkilat mensubunun derdini dinlemek yerine etraflarında oluşturdukları küçük protokol halkasının içerisinde dolaşıyorlar.
Yanlarına yaklaşmak zor.
Telefonlarına ulaşmak zor.
Bir fotoğraf çektirmek isteyen vatandaş bile bazen kendisini yük gibi hissediyor.
Sonra seçim geliyor ve şaşırıyorlar:
Siz seçmenden uzaklaştınız, seçmen de sizden uzaklaştı.
Siyasetin matematiği bazen bu kadar basittir.
Tarih bunun örnekleriyle doludur
Türk siyasi tarihine bakın.
Bir zamanların iki büyük merkez sağ partisi ANAP ve DYP, 1990’larda Türkiye siyasetinin en güçlü aktörleri arasındaydı. 1995 seçimlerinde ANAP yüzde 19,6, DYP yüzde 19,2 oy almıştı. 1999’da bile ANAP yüzde 13,2, DYP yüzde 12 oy oranına sahipti. Ancak 2002 seçimleri geldiğinde iki parti de Meclis dışında kaldı. YSK’nın sonuçlarına göre 2002’de yalnızca AK Parti ve CHP ülke barajını aşarak parti olarak Meclise girebildi. (Yüksek Seçim Kurulu)
Bir zamanlar başbakanlar çıkaran, devletin en önemli makamlarında bulunan, televizyonların ve gazetelerin manşetlerinden inmeyen siyasi yapıların birkaç yıl içerisinde nasıl eriyebildiğini gördük.
Elbette bunun tek........
