menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD’nin PKK/SDG Defteri Trump’la Birlikte Şimdilik Kapandı Görünüyor

13 0
22.01.2026

ABD’nin Suriye’de rotasını PKK uzantısı SDG/YPG’den Şam’daki merkezi yönetime çevirmesi, basit bir aktör değişimi değildir. Bu tercih, ABD’nin Ortadoğu’da geçici denge arayışlarını bırakıp, sonuç almaya dönük daha sert bir evreye geçtiğinin işaretidir.

Meselenin merkezinde ise tek bir güncel dosya vardır: İran.

Bugün İran, hem içeride hem bölgede zayıflamış bir tablo sunuyor. Toplumsal baskıyı ayakta tutmak için sınırsız şiddete başvuran bir rejim görüntüsü, ABD ve İsrail açısından sadece bir insan hakları sorunu değil; öngörülemez bir güvenlik riski anlamına geliyor.

Kendi halkına karşı bu kadar sertleşebilen bir yönetimin, dış tehditler karşısında rasyonel kalacağına dair inanç ciddi biçimde aşınmış durumda. Bu nedenle İran dosyası artık ertelenen bir sorun değil, çözülmesi gereken merkezi bir mesele haline gelmiş bulunuyor.

ABD’nin Suriye tercihini anlamak için buraya bakmak gerekiyor.

ABD için SDG, sahada alan tutabilen, işlevsel ama devlet olmayan masraflı bir aktör. İran’ın Irak’tan Lübnan’a uzanan kara bağlantılarını kesmek, sınırları, hava sahasını ve bürokrasiyi kontrol eden bir devlet gücü gerektiriyor.

ABD bu noktada net bir sonuca vardı: İran’ı çevrelemek için SDG yeterli değil.

Şam ise bu kapasiteye sahip. Üstelik bugün Suriye’de iktidarda olan yapı, ideolojik ve tarihsel olarak sert bir İran karşıtlığı taşıyor.

Bu kadrolar, iç savaş boyunca İran ve Hizbullah’la sahada çatışmış, ağır bedeller ödemiş aktörler. İran onlar için bir rakip değil, varoluşsal bir düşman. Bu açıdan bakıldığında, Saddam Hüseyin hariç tutulursa, Arap dünyasında İran’a karşı bu denli açık ve tavizsiz bir çizgiye sahip başka bir yönetim bulmak zor.

Suriye’nin bu eksen değişimi, zincirleme sonuçlar üretiyor.........

© Habererk