menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Macaristan Seçimleri

26 0
20.04.2026

Macaristan seçimlerinin sonuçları ülkemizde, Avrupa’da, Rusya’da, Amerika’da, Çin’de, Azerbaycan’da ve Türkistan’da hasılı dünyanın farklı coğrafyalarında büyük ilgi gördü. Orban’la birlikte destekçileri Putin, Trump, Le Pen, Şi Cinping ve Netanyahu’da kaybetti. Avrupa kazandı. Avrupalılar sokaklara dökülerek zaferlerini kutladılar. Yorumcuların ‘’Erdoğan ve Türkiye’de kaybetti’’ fikirlerine katılmıyorum.

Diğer memleketlerde seçimler ulusal menfaatler, Macaristan’la ilişkileri nasıl etkileyeceği gibi boyutlarıyla ele alınırken ülkemizde Orban ile Erdoğan arasında benzerlik kurularak, önümüzdeki seçimleri cumhur ittifakının kaybedeceği yorumları yapıldı. ‘’Macaristan’daki seçim sonuçları 2027 sonunda veya 2028 başında yapacağımız seçimleri neden etkilesin, nasıl etkileyecek?’’ anlamak mümkün değil.

Muhalefetin umudunu Macaristan seçim sonuçlarına bağlaması, Türkiye içinde muhalefet içinde iyiye işaret değil. Kaldı ki bir ülkedeki seçim sonuçları başka ülkelerdeki seçimleri etkileseydi Macaristan seçimlerini Orban’ın kazanması gerekirdi. Zira Magyar Macaristan’ın Babacan’ı. 2023 seçimlerini Babacan’ın olduğu ittifak kaybettiğine göre Magyar’da seçimleri kaybetmeliydi. Bunlar saçma, mantıksız analizler.

Türkistan ve Azerbaycan’da yayınlanan onlarca makalede seçim sonuçları TDT açısından ele alındı. Macaristan’ın Türk devletlerine yaklaşımının değişip değişmeyeceği sorgulandı. İkili ilişkilerin nasıl etkileneceği değerlendirildi. Muhalif yazarlar ve partiler bile ‘’Macaristan’da iktidar değişti, bizde de değişir mi?’’ sorusunu sormadılar, ‘’değişir’’ ya da ‘’değişmez’’ gibi yorum ve temennilerde bulunmadılar.

Seçim sonuçlarını sağlıklı değerlendirmek için Macar halkının hususiyetlerini ve siyasi yönelimlerini bilmek gerekir. Macar halkı dindardır. Koyu Katolik’tir. Hıristiyan olduktan sonra Katolikliği savunma görevini üstlenen Macarlar Avrupa’daki aşırı liberal uygulamalardan, göçmen politikasından, LGBT’den, serbest cinsel yönelimden ve ateizmin yayılmasından rahatsızlar.

Macar halkı milliyetçidir. Osmanlı ve Avusturya tahakkümü altında yaşadıkları asırlar milli şuuru güçlendirdi. Macarlar Birinci Dünya Savaşından sonra imzalamak zorunda kaldıkları Trianon Antlaşmasıyla (Sevr Antlaşmasının muadili) topraklarının yarısını kaybettiler. İki Macar’dan biri yurtdışında kaldı. Macarlar milli mücadele vermediklerinden kaybettikleri toprakları kurtaramadılar.

İkinci Dünya Savaşına Büyük Macaristan’ı kurmak için Almanların yanında katılan Macaristan, mağlubiyetten sonra Sovyetler tarafından işgal edildi. Bu işgal nedeniyle milli onurları daha da kırıldı. Macarlar hem işgal hem de 1956’da SSCB’ye karşı başlattıkları isyan bastırılırken yapılan katliamlar yüzünden Rusları sevmezler. Komünist dönemde yapılan eziyetler hafızalarda tazedir. Ninnilerle, türkülerle, şarkılarla, hikayelerle ve filmlerle nesilden nesile aktarılır. Saydığımız nedenlerle Macaristan’da sol çok zayıftır. Seçimlerde meclise giren dört partinin dördü de sağcı.

Macarlar dik başlıdır. Osmanlılara en güçlü direnci Macarlar gösterdi. İki yüz yıl boyunca meydan savaşları yaptık Macarlarla. Bazen biz yendik bazen onlar. Ama Macarların yenilerek devletlerini kaybettikleri Mohaç’tan sonra Avrupalılarla meydan savaşımız olmadı. Zira karşımıza çıkmaya cesaret edemediler.

Macarlar o kadar dik başlıdır ki katılmak zorunda kaldıkları Avusturya İmparatorluğunun adını Avusturya-Macaristan olarak değiştirttiler. İsyanların ardı arkası kesilmedi. Öyle ki Viyana, Macarların ayrı hükümet ve meclis kurmalarını, ayrı bütçeleri olmasını kabul etmek zorunda kaldı. Macaristan, Avusturya ile eşit haklara sahip oldu. İmparatorluk bünyesinde otuzdan fazla halk vardı. Daha kalabalık halklar isyan etmezken Macarlar haklarını alana kadar durmadılar.

Doğu Bloku yıkılınca AB ve NATO’ya ilk katılan ülkelerden biri Macaristan’dı. AB’nin uyguladığı politikalar Macarları tedirgin edince milliyetçi eğilimler daha da güçlendi. Dindarların ve milliyetçilerin oylarıyla Orban iktidara geldi. Orban’ın Rusya ile iyi ilişkiler kurması, Ukrayna savaşına kadar yadırganmadı. Zira Macaristan’ın petrol ve gaz ihtiyacının tamamını karşılayan Rusya, artık tehdit olarak görülmüyordu. Macaristan NATO ve AB’nin şemsiyesi altındaydı. Diğer Avrupa ülkelerine petrol ve gaz taşıyan nakil hatlarından geçiş ücreti alıyordu. Rusya ile en çok ticaret yapan Avrupa ülkelerinden biriydi.

Orban’ın on altı yıl süren iktidarında Macaristan en çok veto hakkı kullanan AB ülkesiydi. Veto etmediği birçok kararı uygulamadı. Özellikle dini, ahlaki ve ailevi konularda AB’ye karşı tavır aldı. Hükümet göç konusunda katı olduğundan Macaristan’da göçmen yok denecek kadar azdır. Orban Müslümanlara oturum vermemekle öğünür.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması Baltıklarda, Polonya’da ve Balkanlarda olduğu gibi Macaristan’da da hafızalarda Rus tehdidini canlandırdı. Orban’ın Rus yanlısı siyaseti ve AB kararlarına muhalefet etmesi, Brüksel’den gelen fonların kesilmesine yol açtı. AB Macaristan’a enerji konusunda yaptırım uygulamaya başladı. Dolayısıyla Macarlar fakirleşti.

Bu gelişmeler ve artan yolsuzluklar üzerine 2024 senesinde Orban’ın partisinden ayrılan Magyar, parti kurdu. Magyar dürüstlüğüyle nam salmış bir siyasetçi. Yolsuzluğa karışan eşini, (Hanımefendi o sırada Adalet Bakanıydı) yaptığı konuşmalarının ses kayıtlarını sosyal medyaya koyarak, yani olayın kapatılmasını önleyerek, ihbar etti. Bu hamleden sonra hem Orban’la hem de eşiyle yollarını ayırdı.   

Magyar’ın Türk dünyasına bakışı Orban’dan farklı değil. İki yıldır iktidarı hemen her konuda eleştiren Magyar Türk dünyasıyla ilgili politikaları destekledi.  Magyar Avrupa’yla bütünleşmekten yana. Zenginleşmenin yolunun Avrupa’dan geçtiğinin farkında.

Magyar Rusya’nın Doğu Avrupa için tehdit olduğunu düşünüyor. Bununla birlikte enerji konusunda Rusya’yı bir anda gözden çıkaramaz. Aile, ahlak, göç, İslam, serbest seks ve eşcinsellik gibi konularda Orban’la benzer fikirlere sahip. Neticede Magyar da muhafazakar ve milliyetçi. Orban’ın kaybetmesinin bir nedeni de Trump’a yakın olması. Trump’ın yaptıkları Macarları da korkutuyor.

Magyar’ın Türkiye ve Türk dünyasıyla ilgili politikaları aynen sürdüreceği kanaatindeyim. Macaristan’ın AB’de veto yetkisi olduğundan, Orban’ın iktidarda kalması Rusya için çok önemliydi. Bu iktidar değişikliği, Rusya’ya olan dış desteğin azalmasına yol açacak. Putin’in savaşı sürdürmesi zorlaşacak ki bu Türkiye’nin lehine.

Hazar petrol ve gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştıran projenin önünde iki engel vardı. Brüksel’in Macaristan’a uyguladığı ambargo ve Yunanistan’ın muhalefeti. Yani Hazar geçişli projeyi hayata geçirmek daha kolay olacak. Magyar AB çizgisinde olacağından, İsrail’e daha mesafeli olacaktır ki buda Türkiye’nin lehine. Kısaca iktidar değişikliği Türkiye-Macaristan ve Türk Dünyası-Macaristan ilişkilerini olumsuz etkilemez.


© Habererk