menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ortadoğu’da yeni büyük oyun

15 0
15.04.2026

ABD İsrail-İran savaşı bittikten sonra en önemli gündem, Körfezdeki enerji kaynaklarının (İran dahil) piyasalara nasıl ulaştırılacağı olacak. Hatta bu gündem savaşın devamında ve barışın tesisinde de belirleyici olacak. Üreticiler, süper güçler, dev uluslararası şirketler, üzerlerinden nakliye hatlarının geçme ihtimali olan ülkeler ve tüketici ülkeler ağırlıklarını koyarak maksimum faydayı sağlamaya çalışacaklar.

Savaşa kadar olan dönemde petrol gemilerle müşterilere sevk ediliyordu. Doğalgaz LNG tesislerinde sıvılaştırıldıktan sonra gemilerle müşterilere ulaştırılıyordu. Müşteriler ihtiyaçlarına göre ya LNG’yi tekrar gaza dönüştürüp kullanıyorlar ya da stoklayıp ihtiyaçları olduğunda dönüştürüp kullanıyorlardı.

Öngörüm, üretici ülkelerin aynı hataya tekrar düşmeyecekleri, yani kullanacakları güzergahları çeşitlendirecekleri. Savaştan sonra Hürmüz Boğazından sevkiyatlar sürecek. En az yatırım gerektiren ve en az gider artışıyla hayata geçirilebilecek proje, boğazın güneyine indirilecek kısa bir nakil hattıyla petrol ve gazı Umman limanlarına ulaştırmak. Yatırım tutarının düşük olmasının sebebi hattın kısa olması. Hat kısa olduğundan, petrol ve gazın üzerine binecek giderlerde az olacak.

Bu hattın dezavantajı Hürmüz gibi riskli olması. İran boğazı kapatmıştı. ABD boğazın ve İran’ın Umman denizindeki sahillerinin ablukaya alındığını açıkladı. Gelecekte ABD veya bir başka güç, Umman sahillerine de abluka uygulayabilir. Ayrıca tarafsızlık politikası uygulayan, büyük ve bölgesel güçlerle karşı karşıya kalmamaya dikkat eden Umman krallığı bu projeye sıcak bakmayabilir.

İsrail’in önerdiği ilk alternatif, nakil hatlarıyla Hayfa limanına getirilen petrol ve gazı gemilerle alıcılara sevk etmek. Akdeniz’de abluka uygulamanın çok daha zor olması bu güzergahın avantajı. Körfez ülkelerinin İsrail’e güvenmemeleri daha doğrusu İsrail’in güvenilemez bir devlet olması projenin dezavantajı.

Natenyahu önerisi karşılık bulmayınca çok akıllıca bir hamle yaparak liman sayısını üçe çıkardı: Hayfa, Beyrut ve Tartus. Bu projeye göre Körfezden kuzeye doğru yüksek kapasiteli petrol ve gaz hatları çekilecek. Bu hatlar kuzeyde üçe bölünerek, üç farklı ülkedeki üç limana ulaşacak. Hamle akıllıca zira İsrail’in güvenilmez olması sorununu çözüyor. İsrail’de sıkıntı olduğunda Suriye ve Lübnan üzerinden sevkiyatlar devam edecek.

İsrail’de sorun olmadığı dönemlerde sevkiyatlar Hayfa limanından yapılacaktır. Zira diğer limanlardan güneyde olan Hayfa’nın operasyon giderleri daha düşük olacaktır. İlaveten üç limana abluka uygulamak bir limana uygulamaktan çok daha zordur. İngiltere Başbakanı, Şara’nın martın son haftasında gerçekleştirilen Londra seyahatinde Körfezin petrol ve gazının Tartus’a akıtılmasını desteklediklerini açıkladı.

Türkiye’nin önerdiği projeye göre, nakil hatlarıyla enerji terminaline dönüştürülen Ceyhan’a getirilen petrol ve gaz, gemilerle müşterilere sevk edilecek. Bu alternatifin yatırım tutarı ve işletme giderleri diğerlerinden yüksek olur. Zira Ceyhan üç limandan da kuzeyde. Yani inşa edilecek nakil hatları uzun. Türkiye bu alternatifin diğerlerinden daha güvenli olduğunu, güvenliğin maliyetten daha önemli olduğunu savunuyor ama Haşdi Şabi ve PKK silah bırakmadığı sürece Irak’ın güvenli olup olmadığı tartışılır.

Nakil hattı Suudi Arabistan-Ürdün- Suriye üzerinden Türkiye’ye getirilebilir. Ama bu durumda Suriye güvenli kabul edilirse, Tartus alternatifi güçlenir. Zira yatırım maliyeti de işletme giderleri de geçiş ücretleri de Ceyhan’dan az. Suriye güvenli değilse zaten bu hatta güvenli olmaz. Yani Ceyhan limanı üzerinden sevkiyat yapmakta ısrar edersek büyük ihtimalle eleniriz.

Kerkük’ten Ceyhan’a bir nakil hattı var. Bu hattın Kuzey Irak-Ceyhan kısmı aktif. Günde 250 bin varil petrol taşıyor. Kuzey Irak-Kerkük kısmı savaşlarda hasar görmüş. Bu kısım yapılarak taşınan hacim arttırılabilir. Hat Kerkük’ten Basra’ya uzatılarak günde 1,5 milyon varil taşınabilir. Hatta ufak bir yatırımla kapasite 1,750 milyon varile çıkarılabilir.

‘’Bu güzergah neden Irak için cazipte Körfez için değil?’’ sorusu akla gelebilir. Öncelikle tadilata ve eklentiye ihtiyacı olan, hazır bir nakil hattı var.  Yani bu hattın yatırım maliyeti çok düşük. Söz konusu Irak petrolü olduğunda, bu hat diğerlerinden kısa yani işletme giderleri, İsrail’in önerdiği alternatiflerden de Umman’dan da az.

Körfez petrol ve gazı için önereceğimiz nakil hatları, Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşmalı. Yani Akdeniz’de (Ceyhan) da aktarma yapılmamalı. Bu hatlar Türkiye’ye hangisi daha güvenliyse Irak üzerinden de gelebilir, Ürdün-Suriye üzerinden de. Aktarmasız nakil hatlarının ilk yatırım tutarı yüksek olacaktır zira bu hatlar uzun.

Ama işletme giderleri diğer alternatiflerle mukayese edilmeyecek kadar düşük olacaktır. Çünkü gemi nakliyesi, sigortası, yükleme, boşaltma ve aktarma giderleri yok. Zaman kaybı yok, dolayısıyla finansman maliyeti düşük. Doğalgaz hattı, sıvılaştırma ve tekrar gaza döndürme işlemleri olmadığından, aktarma yapılan gaz hatlarından çok daha karlı olur. İlaveten bu alternatifte Akdeniz’de sahili olmayan Avusturya, Almanya ve Macaristan gibi ülkelere ulaşmanın maliyeti de düşüktür.

Körfez’in enerjisini Avrupa’ya ulaştıran ülke gelecekte hem Avrupa hem de Körfez üzerinde etkili olacak. Hızla zenginleşecek. Bu nedenle İsrail, nakil hatları topraklarından geçsin diye elinden geleni yapacaktır. Yurtdışındaki Yahudileri ve Yahudi dostlarını ayağa kaldıracaktır. Tüm imkanlarını seferber edecektir.

İsrail uluslararası ilişkiler açısından hiçbir zaman bugünkü kadar zayıf olmadı. Özellikle Avrupa devletleri nezdinde son derece yıpranmış durumda. Körfez ülkeleri, başlarına gelenlerden, İran kadar İsrail’i de sorumlu görüyorlar. İsrail Gazze katliamından, Lübnan ve İran savaşlarından önceki durumunda olsaydı işimiz çok daha zor olurdu. Doğru projeyi ileri sürersek yeni büyük oyunu kazanmamamız için hiçbir sebep yok.


© Habererk