Unutulan Cephe: İran Gölgesinde Ukrayna Savaşı Nereye Evriliyor?
Uzun zamandır sizlerden ve bu köşeden uzak kaldım. Bunun en büyük sebeplerinden biri Moskova’daki internet kesintileri ve çeşitli iletişim sınırlamalarıydı. Diğer sebep ise daha kişiseldi; yalnızca yazmış olmak için yazmak istemedim. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başından bu yana Moskova’da yaşayan bir siyaset bilimci olarak savaşın askeri, politik ve hibrit boyutlarına dair analizlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım. Uzmanlık alanımın dışına çıkmadan, sahadaki gelişmeleri mümkün olduğunca objektif bir çerçevede değerlendirmeyi tercih ettim.
Fakat son haftalarda yaşanan gelişmeler savaşın yeni bir evreye geçtiğini gösteriyor. Moskova’ya yönelik yoğun drone saldırıları, Rusya’nın iç güvenlik reflekslerini sertleştirirken, Lugansk bölgesindeki Starobelsk’te öğrenci yurduna düzenlenen saldırı savaşın psikolojik boyutunu yeniden gündemin merkezine taşıdı. Tam da bu süreçte Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın daveti üzerine yabancı gazetecilerle birlikte bölgeye gitme fırsatı buldum. Bu yolculuğun benim için başka bir anlamı daha vardı. Heyetteki tek Türk vatandaşı bendim. Türkiye’yi temsil ediyor olmanın ağırlığını hissediyordum. Aramızda Lübnan, Venezuela, BAE, Avusturya, Yunanistan, Fransa, İspanya, İtalya, Pakistan, ABD, Çin, Katar, Finlandiya, İrlanda, Brezilya, Macaristan, Küba ve Almanya’dan gelen medya temsilcileri vardı.
22 Mayıs gecesi Starobelsk Profesyonel Koleji’nin eğitim binası ve öğrenci yurdu saldırıya uğramıştı. O sırada binada 14 ile 18 yaş arasında 86 öğrenci bulunuyordu. Saldırıda 21 kişi hayatını kaybetmiş, 65 kişi yaralanmıştı.
Türk siyaset bilimci olarak askeri uçakla Lugansk’a ulaştım ve saldırının gerçekleştiği alanı yerinde gözlemledim. Bu yazıyı da biraz bu yüzden kaleme alma ihtiyacı hissettim. Çünkü savaş bazen uzaktan analiz edildiğinde rakamlara dönüşüyor; fakat sahaya indiğinizde o rakamların aslında yarım kalmış hayatlar olduğunu görüyorsunuz.
Starobelsk’te ilk dikkat çeken şey patlama sesi değildi. Sessizlikti. Çocuk yurdunun çevresinde dolaşırken duvarlarda kalan yanık izleri, kırılmış camların altında ezilen oyuncaklar ve insanların yüzündeki o donuk ifade savaşın yalnızca cephede yaşanmadığını gösteriyordu. Bir koridorun ucunda yanmış bir okul çantası duruyordu. Tozun ve beton parçalarının arasında kalan küçük bir kulaklık, savaşın istatistiklerden ibaret olmadığını sessizce anlatıyordu.
Burada hedef alınan sadece bir bina değildi. Aynı zamanda hafızaydı, algıydı ve insanların geleceğe dair........
