menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nüfus nasıl artar?

23 0
previous day

Türkiye bazı alanlarda hasretini çektiğimiz hamleler yapıyor.

Savunma alanındaki hamlelerin kıymetini en çok 28 Şubat karanlığını yaşamış, o günlerdeki dışa bağımlılığın acısını çekmiş bizim nesiller bilir.

Ulaşım alanında dev hamlelere imza atmış bir ülkede yaşıyoruz.

Eskiden Almanya’dan gelen yakınlarımız Avrupa yollarını anlatırdı da ağızlarımız bir karış açık dinlerdik.

Şimdi, bizim yollar çok daha iyi.

Hızlı trenimiz var ve memleketin her köşesine gitmek için emin adımlarla ilerliyor.

Eskiden hastanelerde sürünürdük.

Gece yarıları kuyruklara girerdik.

Zor bela muayene olabilirsek, hastanelerdeki eczanelerin kuyruklarında ömür tüketirdik.

Hastalıklarımıza hastalık eklenirdi.

Oralarda rehin kalırdık.

Köpek kadar kıymetimiz yoktu, işitmediğimiz azar kalmazdı.

Bugün durumlar çok daha farklı, artık hacet için ara veren doktora “10 dakikadır yoksunuz!” diye fırça çekme lüksümüz bile var!

Etrafımız yanarken “istikrar yarımadası” olarak göze batmamız, dışarıdaki itibarımızın hiç olmadığı kadar yükselmesi de unutulmaması gereken notlardan.

Pekçok alanda büyük mesafeler aldık ama…

Aile, eğitim, kültür alanlarında maalesef bir türlü dikiş tutturamıyoruz.

Nüfus artış hızımız gittikçe düşüyor.

Bu alanda rekor üstüne rekor kırıyoruz.

Doğurganlık hızı 2025 itibarıyla 1,42’ye geriledi.

Ortanca yaş 34,9’a yükselirken, 65 yaş üstü nüfusun oranı yüzde 11’i aştı.

Bu tablo yalnızca istatistiksel bir değişim değil; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “varoluşsal bir tehdit, bir felaket” diye nitelediği, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın ise “Bu gidişle 20-25 yıl sonra askere gönderecek genç bulmakta zorlanacağız” sözleriyle somutlaştırdığı ulusal güvenlik meselesi haline geldi.

Nüfus, bir ülkenin en büyük stratejik gücüdür.

Genç nüfusun erimesi, işgücü piyasasını, sosyal güvenlik sistemini, savunma kapasitesini ve uzun vadede ekonomik dinamizmi doğrudan tehdit eder.

Mecburi eğitim süresinin 12 yıla çıkarılması, üniversite kontenjanlarının şişmesi, gizli işsizlik, evlilik yaşının yükselmesi ve usta-kalfa açığı gibi yapısal sorunlarımız gittikçe büyüyor.

Peki, durum bu kadar vahimse, gidişatı durdurmak için neler yapılıyor ve bunlar niçin yeterli olmuyor?

İktidarın Attığı Adımlar:

Hükümet son yıllarda konuyu ciddiyetle ele almaya başladı. 2025 “Aile Yılı”, 2026-2035 dönemi ise “Aile ve Nüfus On Yılı” ilân edildi. Nüfus Politikaları Kurulu ve Aile Enstitüsü kuruldu.

Somut destekler devreye girdi:

- Evlenecek gençlere faizsiz kredi (yaşa göre 200-250 bin TL, 2 yıl geri ödemesiz, 48 ay vadeli; çocuk sahibi olunursa ek erteleme),

- Doğum yardımlarının........

© Haber7