menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Saraçhane medyasının objektiflik tarafsızlık sınavı ve Kılıçdaroğlu

7 0
22.06.2026

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun katıldığı Silivri kontrollü Saraçhane medyasına ait bir televizyon programında üç gazetecinin yönelttiği sorular etrafında oluşan tartışma, sıradan bir yayın polemiği olarak görülemez.

Bu tartışma solda televizyon gazeteciliğinin hangi yönlere evrildiğini, meslek etiğinin hangi noktalarda aşındığını ve medya ile siyaset arasındaki ilişkinin demokratik hayat üzerindeki etkilerini görünür kılan dikkat çekici bir örnek sunmaktadır.

Program sonrasında yükselen eleştirilerin merkezinde, soruların bilgi edinme amacı taşımadığı, Kılıçdaroğlu’nu baskı altına almak, psikolojik üstünlük kurmak ve kamuoyu önünde zor durumda bırakmak için kurgulandığı ve gazeteciliğin temel işlevlerinden biri olan hakikati görünür kılma çabasının yerini siyasal bir performansa bıraktığı yer almaktadır…

Mesele basit biçimde “sert soru” kategorisine yerleştirilemez. Demokratik toplumlarda gazetecinin zor soru sorma hakkı tartışılamaz. Gerektiğinde sert soru kamusal sorumluluğun bir parçasıdır.

Belirleyici olan, sorunun ne kadar sert olduğu değil, hangi niyetle kurulduğu, nasıl yapılandırıldığı ve hangi güç ilişkisi içinde işlev gördüğüdür. Sorunun tonu, sözdizimi, ön kabulleri ve yönlendirme kapasitesi, soruyu teknik bir araç olmaktan çıkarıp söylemsel bir müdahaleye dönüştürebilir.

Siyasal röportaj literatüründe iki temel sorgulama biçiminden söz edilir. Birincisi, kamu yararı, kamusal hesap sorma amacını taşıyan röportaj modelidir. Sorular somut, belgeli ve açıklama talep eden niteliktedir. İkinci model ise çatışma merkezlidir. Burada gazeteci, moderatör rolünden uzaklaşır ve karşısındaki kişiyi söylemsel olarak yenilgiye uğratmayı hedefleyen bir pozisyona geçer. Bu tarzın en belirgin özelliği, gerçeği açığa çıkarmaktan çok baskı kurmaya yönelmesidir. Kılıçdaroğlu röportajına baktığımızda “tarafsız” gazetecilerin bu ikinci çizgiye kaydığı görülmektedir.

Bir sorunun içeriğinden çok, kurulma biçimi çoğu zaman daha fazla şey söyler. Sorulan sorunun cevabı henüz tamamlanmadan yeni bir ithama geçiliyorsa, peşin hüküm taşıyan öncüller devreye giriyorsa, söz sürekli kesiliyorsa ve nötr dil yerini suçlayıcı bir çerçeveye bırakıyorsa, burada düşünsel açıklık yerine baskı üretimi söz konusudur. “Bu konuda hata yaptınız mı?” sorusu ile “Neden bu kadar büyük bir hata yaptınız?” sorusu arasında derin bir fark vardır. İlk soru açıklama talep ederken ikinci soru hükmü önceden verir. İletişim biliminde bu tür sorular yüklü soru olarak tanımlanır. Cevap........

© Haber7