menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tasarruf Kıskacında Hukuk Eğitimi: Adaletin Kalitesinden Tasarruf Olur mu?

39 0
07.09.2026

Araştırma görevlisi kadrolarında kısıtlamaya gitmek; adaletin kalitesinden ve devletin temelinden tasarruf etmektir

Bu çalışmada öncelikle hukuk fakülteleri dahil bütün fakültelerde yaşanan araştırma görevliliği kadro sorununa değinilecek, daha sonra konu hukuk fakülteleri özelinde ayrıntılı olarak değerlendirilip çözüm önerileri sunulacaktır.

A. ARAŞTIRMA GÖREVLİLİĞİ KADROLARINDA GENEL SORUN

Türkiye’de akademide tepede büyüme devam ederken, bölümlerdeki araştırma görevlisi sayıları alarm vermektedir! Bölümlerde araştırma görevlisi sayısı her geçen gün azalırken profesör, doçent ve doktor öğretim üyesi sayısında ciddi artışlar yaşanmıştır.

2021-2022 eğitim-öğretim yılından 2024-2025 yılına kadar devlet üniversitelerinde toplam öğretim üyesi sayısı (profesör, doçent ve doktor öğretim üyesi) 73 bin 947'den 92 bin 106'ya yükselirken, aynı dönemde diğer öğretim elemanı sayısı (öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi) 77 bin 844'ten 61 bin 882 seviyesine gerilemiştir. Özellikle araştırma görevlisi sayısı 46 bin 706 iken 2024-2025 akademik yılında 33 bin 545'e düşmüştür (Kaynak: https://www.memurlar.net/haber/1144628/yok-arastirma-gorevlisi-alimlarini-artirmali.html).

Üniversiteler YÖK tarafından araştırma görevlisi kadrosuyla ciddi şekilde desteklenmezse bölümler her geçen gün yaşlanacak ve akademik performans da giderek düşecektir.

B. HUKUK FAKÜLTELERİNE İLİŞKİN ÖZEL SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

1) Hukuk Disiplininin Diğer Alanlardan Ayrışan Kariyer Dinamiği

Türkiye’de yükseköğretim personel rejiminde yaşanan araştırma görevlisi istihdam krizi, hukuk fakülteleri söz konusu olduğunda diğer tüm lisans alanlarından radikal biçimde ayrışan özgün bir nitelik taşımaktadır.

Temel bilimler (fizik, kimya, biyoloji), fen-edebiyat, felsefe veya belirli mühendislik dallarından mezun olan bir öğrenci için uzmanlaşmanın, bilimsel derinleşmenin ve alanda kalmanın en temel ve çoğu zaman yegâne kurumsal yolu üniversitede araştırma görevlisi olmaktır. Bu alanlarda mezunların yönelebileceği kamusal kariyer imkânları sınırlıdır.

Buna karşın hukuk fakültesi mezunlarının önünde, henüz lisans sıralarındayken somutlaşan, son derece kurumsal, takvimi belirli ve yüksek statü sunan alternatif bir kariyer yolu mevcuttur. Anayasa’nın 139. ve 140. maddeleriyle güvence altına alınan hâkimlik-savcılık teminatı, yüksek kamusal itibar ve tatminkâr özlük hakları; hukuk mezunları için akademinin karşısına devasa bir çekim merkezi olarak çıkmaktadır.

2) Kadro Azlığı ve Öngörülemezliğin Doğurduğu "Giriş Bariyeri" ve Olumsuz Sonuçları

Diğer fakültelerde olduğu gibi hukuk fakültelerinde de araştırma görevlisi istihdamının merkezi idarece kısıtlanması ve ilan sayılarının sembolik düzeylere çekilmesi, öğrencilerin rasyonel tercih mekanizmasını doğrudan olumsuz etkilemektedir. Her yıl 20 binin üzerinde hukuk fakültesi mezununun verildiği bir tabloda, köklü veya yeni kurulan fakültelerde dahi anabilim dalları bazında tekil kadroların bile açılmaması; en nitelikli öğrencilerin zihninde "Akademiye girebilme ihtimali fiilen ve matematiksel olarak imkânsızdır" algısını oluşturmaktadır.

Belirsiz bir tarihte açılacak tek bir araştırma görevlisi kadrosu için yıllarca bekleyip işsiz kalma riskini almak yerine; takvimi belli, düzenli açılan ve Anayasal teminat sunan hâkimlik-savcılık sınavlarına odaklanmak mezunlar nezdinde tek mantıklı seçenek hâline gelmektedir.

Bu durum, hukuk biliminin geleceğini tehdit eden bir "akademik negatif seçilim" mekanizması üretmektedir: Fakülteleri dereceyle bitiren, soyut kavramsal tahlil yapabilen, doktriner tartışmalara yatkın ve yabancı dil yetkinliği yüksek "en parlak" öğrenciler, kadro belirsizliği nedeniyle akademi hayalinden henüz mezuniyet aşamasında vazgeçmektedir.

Hukuk bilimi; yalnızca kanun metinlerinin aktarılmasıyla değil, yerleşik içtihatların eleştirel analizi, yorum metodolojisi ve kürsü geleneğinin........

© Haber7