Kurtarıcılardan kurtulmak
Ne çekti bu zavallı millet kendisini “Fırka-i Nâciye” ilan edenlerden…
Önce aklına el koydular,
Ardından evladına ve iradesine…
Nihayet bütün hayatını kuşattılar.
Türkiye’de kendisini kurtuluşun yegâne adresi gibi sunan dinî yapıların hikâyesi sadece dinî grupların hikâyesi değildir. Aynı zamanda dini uzun yıllar kamusal hayatın dışına itmeye çalışan ideolojik aklın da hikâyesidir.
Bir tarafta katı seküler vesayet… Diğer tarafta kendisini dinin ve kurtuluşun tek meşru adresi gibi sunan dinî vesayet.
Biri “makbul vatandaş”ın sınırlarını çizdi.
Öteki “makbul Müslüman”ın.
İki kurtuluş reçetesinin arasında kalan yine bu millet oldu. Elbette ki bu tür bir gündemi olmayan toplulukları kastetmiyoruz. Ancak sadece son on yılda ortalığa saçılanları göz önüne aldığınızda bile böyle bir şeyin olmadığından söz edebilir misiniz?
Din, toplumsal hayattan bir kararnameyle çıkarılabilecek bir şey değil. İnsanların dinini öğrenme ihtiyacını ortadan kaldıramazsınız. Dinî kimliğiyle kamusal hayatta var olmak isteyen birini yok sayamazsınız.
Yok sayarsanız ihtiyaç ortadan kalkmaz.
Sadece adres değiştirir.
Türkiye bunu yaşayarak öğrendi.
Kamusal alan daraldıkça din ortadan kaybolmadı.
Fırka-i Nâciyeler biraz da bu boşlukta kendilerine hem toplumsal zemin hem de meşruiyet üretti.
Dindar insanı sürekli “irtica” şüphesinin nesnesi hâline getirirseniz o insan kendisini güvende hissettiği topluluklara sığınır.
İnsanlar orada yalnızca dinî bilgi aramıyor; modern hayatın ruhlarında açtığı yaralara merhem, yalnızlıklarına yoldaş, savrulmalarına karşı direnç, güçsüzlüklerine dayanışma ve görünmezliklerine karşı “sen önemlisin” diyen bir ses arıyor. Bazen bir yapıya bağlayan şey inançtan önce, dışarıda bulunamayan o insani sıcaklık oluyor. “Bu sıcaklık için bu tür bir yapı şart mı?” “Camide, mahallede vb. yerlerde neden bu bağı kuramıyoruz?” diye de sorabilirsiniz. Maalesef İslam kardeşliği, cemaat ve tarikat kardeşliğini aşan bir boyuta geçemiyor.
Fırka-i Nâciye, İslam düşüncesinde “kurtuluşa eren topluluk” anlamında kullanılan klasik bir kavram. Buradaki mesele........
